• Ana Sayfa
  • İlhan İrem Konserleri
  • İlhan İrem
  • Forum
  • FotoÄŸraflar
  • Hatıra Defteri
  • Gözyaşımı Saklamak İçin…
    Aycan SaroÄŸlu / AkÅŸam

    Gözyaşımı saklamak için gözlüklerimi çıkarmıyorum…

    Bütün gün yaÄŸmur yaÄŸdı. YaÄŸdı YaÄŸdı… Ya konser! Bunca zaman sonra, yaklaÅŸan o vuslat nasıl olacak? Lakin, gece 20:30 sularında ‘gecenin güneÅŸ açışı’ gerçekleÅŸti. Sanırım yaÄŸmur ‘İrembağı’ sakinlerinin sesini duymuÅŸtu; çünkü onlar bugün sevgililerini, tam 14 yıl aradan sonra, ilk kez sahnede görecekler, ona kavuÅŸacaklardı. Onlar ‘ışık ve sevgiyle’ istemiÅŸler, yaÄŸmur dinmiÅŸti. Tek bir damla yaÄŸmadı. Ama kimilerinin gözlerinde yaÅŸlar vardı, onlardan biri de bendim. Ne kadar özlediÄŸimi bilmediÄŸim, ama çok özlediÄŸim bir sevgiliye kavuÅŸma heyecanıyla müthiÅŸ telaÅŸlıydım.

    Yeterince insan gelmezse, o sırça kalp incinirse diye endiÅŸeli. Acaba Harbiye Açıkhava Tiyatrosu dolu olacak mıydı? Ona layık olacak mıydı? Salona baktım, ‘Eyvah tam dolu deÄŸil’di. Ama konser saati yaklaÅŸtıkça insanlar ‘akmaya’ baÅŸladı. Tıklım tıklımdı. Gözlerimi protokole diktim, kimler gelecekti, sanatçılar müzisyenler olacak mıydı? Tanınmış ÅŸahsiyetler ön sıraları dolduracak mıydı? FlaÅŸlar patlayacak mıydı? İlhan İrem’in sahneye çıkışı muhteÅŸem olacak mıydı? Bütün medya ondan bahsedecek, televizyonlar konseri gösterecek miydi? Bütün bunları düşündüm, çünkü ben bir gazeteciyim. Ne yazık ki, sevilebilirliÄŸin ölçüsünü ‘Kaç kiÅŸi geldi?’, ‘Olay çıktı mı?’, ‘Hangi ünlüler kabul buyurdu?’ kriterleriyle ölçmeye baÅŸlamışım, ben de çoÄŸu meslektaşım gibi. Oysa onun bu ölçülere hiç ihtiyacı olmadığını, tam da bunları reddettiÄŸi için, bunca yıldır fiziksel olarak kaybolduÄŸunu bildiÄŸim için biraz da hayran deÄŸil miyim ona? İnzivada olduÄŸu zamanlarda bile, fanatik bir hayran kitlesinin- ki bunlar 150 bin kiÅŸilik sevecen bir İrembağı ordusu- ‘gizli bir nehir’ gibi ona aktığını biliyorum. O gece, özlemeyi unutan bu topluma özlemeyi yeniden öğrettiÄŸi için ona şükran duymam gerektiÄŸini de bir kez daha anladım. Bize yaÅŸarken özlemeyi öğreten adam ÅŸimdi ‘ayrılıkların da sonu var’ diyordu.Hakikaten o berrak su, bahar gibi, ışık gibi sesiyle yüreklerimize dokunmasını, bize o ilk, meleksi halimizi hatırlatmasını çok özlemiÅŸtik. O dememiÅŸ miydi; ‘neden ışık ve sevgi’ diye soranlara cevaben ‘Işık ve sevgi. Belki de sadece bir cümle deÄŸildir. Terennümünde gizli bir enerji vardır… Birbirine karışan fısıltılar reaksiyona geçer’.İşte o gece İstanbul, Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekten gizli bir enerji vardı, bütün fısıltılar da reaksiyona geçmiÅŸti. Sumru Yavrucuk’u, Özgür Çevik’i, Naim Dilmener’i, Atilla Atasoy’u şöyle bir seçebildim. Zaten gözümü o muhteÅŸem kalabalıktan alamıyordum ki. Öyle ışıltılıydılar ki. Çok gençler de vardı, daha az gençler de. İlk gençliklerini hatırlamak için gelenler, o ÅŸarkılarla büyüyenler. O ÅŸarkılardaki aÅŸk sesleniÅŸini özleyenler. Önüne gelenin albüm yaptığı, müzikte sözel ve müzikal bayağılaÅŸmanın had safhada olduÄŸu yıllarda kendilerini İlhan İrem’in bahçesine sığınarak koruyanlar.

    ZAMAN HER ŞEYİ SİLMİYOR
    Hep bir ağızdan ‘İlhan İrem’ diye bağırıyorduk. Ve nihayet geldi, siyahlar içinde, narin, zarif bir prens gibi; ‘Işıltılar içinde tutsaklığı yaÅŸarlar, sanatçılara benzer göklerdeki yıldızlar’ diyerek. Baktım yanımda, bir kadın sessizce aÄŸlıyordu. 20 yaÅŸlarında genç bir kız kendinden geçmiÅŸti Bağırıyor, çağırıyor, delirmeye hazırlanıyorduk. ‘Sizi o kadar özledim ki, çok’ dedi İlhan İrem. İşte o an gözlerimden damlalar inmeye baÅŸladı. Sesi hafif titremiÅŸ miydi! ‘Belki de gözlüklerimi gözyaÅŸlarımı görmesinler diye hiç çıkarmıyorum’ dedi. Biz, onun siyah gözlüklerinin ardındaki gözyaÅŸlarını hissettik, o ise bizimkileri görmüş olmalı. Belli ki, çok özlemiÅŸti, sahnede olmayı, orada ÅŸarkı söylemeyi.

    Sonrası bir rüya alemiydi. ‘İşte Hayat’ı söyledik. Son nakaratını iki kere söyledik, önce ‘İşte hayat yine akıp gidiyor, zaman her ÅŸeyi siliyor ve silmiyor’ olarak. İlhan İrem, zamanın onu silmediÄŸini söylüyordu. Zaman onu silmek bir yana, o zamanda fiziki yokluÄŸu ile daha da efsaneleÅŸtirmiÅŸti. KavuÅŸtuÄŸumuz, 50′lerinde ‘eski bir star’ deÄŸil, İlhan İrem planetinin yakışıklı ilahıydı. Mütevazı kral sahnede dolaÅŸarak tebaasını barış ve sevgiyle defalarca selamladı. ‘Anlasana’ seyircinin çıldırmasının baÅŸladığı andı. ‘Sazlıklardan Havalanan’ sözleriyle Açıkhava yıkılacaktı neredeyse. ‘Gemiler Döner Geriye’, ‘Yazık Oldu Yarınlara’ Sonra ‘Terazi’, sonra ‘Sevecen’, ve ‘Giderken Bıraktığın Asmalar Üzüm OlmuÅŸ’ dedi. Olanlar oldu bize Sonra daha sert parçalara geçti, ‘Åžartlı Refleks’ gibi.

    Çok fazla konuÅŸmadı sahnede İlhan İrem, ‘YaÄŸmurun durmasını diledik, yaÄŸmur durdu’ dedi. Dünyaya barış dilerken ‘Her ÅŸey yeni baÅŸlıyor’ dedi bir de. Arka arkaya içe iÅŸleyen ÅŸarkılar, ÅŸarkılar, ÅŸarkılar… Bir özel dünyalı sahnede, bütün galaksileri sarsarak söyledi ÅŸarkılarını.

    Ve defalarca bis’ten sonra ‘Müzikal yolculuÄŸumun bugün vardığı doruktur’ dediÄŸi albümüne geçti. ‘İnsanlık onurunun, hoÅŸgörünün, sevginin yitirildiÄŸi karanlık dünyaya, birer saatlik dinleyiÅŸ sürelerince yaktığımız sonsuz ışıktır. Tümden öldüğü zannedilen ÅŸeffaf sevgilerin çığlığını duyabilirsiniz. Ruhları ve beyinleri boÅŸ olmayanlar için, düşüncesi ne olursa olsun, gözlerini dolduracak, yüreÄŸimizden kopmuÅŸ bir yapıt’ dediÄŸi ‘Cennet İlahileri’ne geçti, iki semazenin sırlı dönüşü eÅŸliÄŸinde. ‘AÅŸk Kapıları’ o gece sahnede söylediÄŸi son parçaydı. ‘Allah’ım aç kapılarını / aÅŸk kapılarını ‘ Bu zaten sözün bittiÄŸi yerdi. Artık söz, sahneden havalanan beyaz güvercinlerin kanadındaydı.

    Aycan SaroÄŸlu
    AkÅŸam Gazetesi Pazar ilavesi / 01 Ekim 2006

    (http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=54498,104)


    İlhan İrem Duyuru Listesi

    İsim:
    E-posta:

    -