• Ana Sayfa
  • İlhan İrem Konserleri
  • İlhan İrem
  • Forum
  • Fotoğraflar
  • Hatıra Defteri
  • 'Yazılar' Arşivi

    Duyguları Olmayanlara Değil, Duyguları Ölmeyenlere! / 05 Ağustos 2010

    05 Ağustos 2010 | Kategorisi: Basından, Yazılar

    Isı 35 derecenin üzerindeydi. Nem oranı ise; yüzde 77…

    İstanbul Kuruçeşme Arena’da denizin kenarındaydık ama havadaki aşırı nem herkesi rahatsız ediyordu. Boğazdan rüzgar esmiyor, insanlar terliyor ve bunalıyordu.
    Devamı »

    Işık ve Sevgiyle / Takvim – 03 Ağustos 2010

    03 Ağustos 2010 | Kategorisi: Basından, Yazılar

    Rahmetli babam, onun şarkılarını çok severdi. “Bu adam başka okuyor” derdi. O yüzden önceki akşam İlhan İrem’in konserindeydim. Babamın yüreğiyle dinledim şarkıları. Müziğe de doydum, konser keyfine de. Ve hatta kaliteli müzik ruhunun keyfini çıkaranları izlemeye de. Şarkıcının ve şarkıların kalitesi, ona gösterilen zarafetle bağlantılı.
    ***

    Şarkılar aşkın kardeşidir. Hüzünlerin hicran kokusu. Şimdiki şarkılara bakıyorum da, ortalık müzik ruhunu zedeleyen şarkılarla dolu. Radyoların iltimasıyla, kulaklarımıza yerleşen berbat şarkılardan illallah dedim. Tam poşete atılacak, mikroplu, sopalı, birbirinin berbat kopyası şarkılar. Bu sezon en çok sinirimi bozanların listesini yayınlarsam, birinci sırayı Demet Akalın ve Hande Yener kapışırlar. Birbirine bu kadar yakışan iki sevimsizden geriye kalanları televizyonlar naklen yayınlasın. Aman bizlerden uzak dursunlar. Şarkısı olmayan memleketin, aşkı olur mu?
    ***

    İlhan İrem’in kendine kilitlenmiş bir yanı vardı, onun anahtarını bulmuş. Daha enerjik, daha güvenli buldum. Çiçeğin saksıda yeni açmış sesi gibiydi. Yanımda bir arkadaşım ve annesi de vardı. Şarkılarda ağladığını gördüm. “Gençliğimin en anlamlı dert ortağıydı İlhan İrem şarkıları” dedi. Hiç şaşırmadım. 70’li yıllardan bugünlere uzanan bir yolculukta, dinlediğim İlhan İrem şarkılarının başkalığı olduğunu ben de biliyordum. Bunu gözlerimle bir kez daha gördüm.
    ***

    Hayata yolculuğunu ışık ve sevgiyle sürdüren önemli bir sanatçının konserinde olmak benim için gururdu.

    Beren Koç
    http://www.takvim.com.tr

    Işık ve sevgi insanı İLHAN İREM – Hürriyet / 31 Temmuz 2010

    02 Ağustos 2010 | Kategorisi: Yazılar

    Her şeyi ışık ve sevgiye bağlayan İlhan İrem nadiren konser veriyor. Bu sebepten, ‘sevecen’lerine yarın gece Kuruçeşme Arena’da vereceği konser mühim. Neredeye 40 yılı bulan müzik hayatına genç kızların romantik prensi olarak başladı İrem. Uzun süre popüler kültür tarafından el üzerinde tutulduysa da, birden makas değiştirdi. Uzun bir süredir mistik yeniçağ müziğinin filozofudur kendileri

    İlhan İrem ortalıkta pek görünmez. Eşi Hansu İrem’le mütavazı ancak tamamen sanata adanmış iki kişilik bir hayat sürer. Nadiren konser verir. İnternet üzerinden iletişim kurar, mabedi olarak gördüğü evine kimseleri kabul etmez. Şimdi röportaj talebinde bulunsanız, yanıtları Eylül’de göndereceğini söyler. Hal böyle olunca da yarın akşam Kuruçeşme Arena’da konser verecek olan İlhan İrem şimdi ne yapıyor, nasıl yaşıyor, onu çıktığı günden beri izleyen müzik yazarı Cumhur Canbazoğlu’na (sinemamuzik.com) anlattırmak farz oldu:

    “İlhan İrem; hatasıyla sevabıyla nevi şahsına münhasır biri. Son derece samimi ve hümanist buluyorum onu. On ayrı insandan on ayrı duygu satın alıp bir albümde toplayanların ortamında itinayı fazlasıyla hak eden bir emekçi, kent ozanı. Başından beri kendini dillendirmiş, büyük bölümü kendi dizelerinden şarkılar söylemiş. Yıllar önce bu ‘ozan’ ifadesini kullandığım için neredeyse küfür yedim ama bence Bob Dylan’dan farkı yok.

    Müziği, mesajları, hareketleri beğenilir, beğenilmez o ayrı konu; ancak belli bir duruş sergilemesi, sürekli sevginin peşinden gitmesi, politik söylemi, diğer sanatlarla da haşır neşir olması, farklı bir boyutta değerlendirmeyi hak ediyor.

    Müzikal kariyerinin başlangıcı 70’lerde pop müziğin gerektirdiği şekilde kendini gösterme çabalarıyla dolu. Yine de ticari baskılara direndi, kalbindekileri plaklara aktarıp büyük bir kitlenin beğenisini kazandı. Müziğindeki asıl kırılma noktasıysa 1980’de Doğu’da iki yıllık askerlik yapması. Ülke gerçeklerini yakından tanıdı çünkü. Askerlik sonrası rotası değişti, mesela ‘Olanlar Olmuş’ parçası bunun ipuçlarını verir.

    YEDİ YIL İNZİVAYA ÇEKİLDİ

    90’lı yıllarda haksızlıklara ve çarpıklığa refleks olarak kendi dünyasına çekildi, sanatla nefes almayı seçti. Tam yedi yıl süren bu tecrit döneminden tek çıkış kanalı 100 bini aşan üyeli İrem Bağı organizasyonuydu. Bu naif dönemi kapadığında son derece cesur ve yenilikçi denemelere girişti. Beste ve albümlerin yanına kitaplar, resim sergileri ekledi. İlk bakışta göz önünde değil gibi dursa da, meraklısı ona pek çok yerde rastladı.

    Hafif müzikten başladığı uzun yolculuğunun sonunda senfonik rock’a vardı. Bestelerinde pop, rock ve Türk Sanat Müziği’nden izler, sentezler var. Artık ufku daha geniş ve derin. Piyasa işi müzikten tamamen koptu, yıllardır inatla tüketilmesi ve pazarlaması zor işler yapıyor. Sürekli arayan, üreten, kendini yenileyen ve çıtayı yükseğe koyan bir sanatçı. Bütün uhreviliğine rağmen siyasi duyarlığı da var. Sanat yönetmenliğini eşi Hansu İrem yapıyor. Son dönem eserlerinin çoğunun sözlerini yazdı ve albümlerinin kapak fotoğraflarını yine kendi çekti.

    ‘Best of’ kavramının hakkını veren nadir isimlerden olması da bence önemli özelliklerinden. Onun kuşağındakiler komik komik toplamalar çıkarırken; İrem müzikal çizgisini ortaya koyan sağlam bir arşiv yayınladı.

    Ayrıca belki de hayran kulübü en kuvvetli sanatçı. Onu sadece müzisyen olarak görmez, felsefik yaklaşımlarını da yakından izlerler. Dinleyicisine saygısından az konser verir. Cebini doldurmak için aynı şarkıları aynı yerde tekrar tekrar söylemeyecek kadar ilkelidir.”

    [b]MÜZİSYEN, RESSAM, YAZAR VE FİLOZOF[/b]

    Bursa’da doğup büyüyen İlhan İrem; 1970’te henüz 15 yaşındayken Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara birincisi oldu. 1972’ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli’nde ve Uludağ diskolarında dans müziği yaptı. 1973’te kendi imkânlarıyla ilk 45’liği ‘Birleşsin Bütün Eller/Bazen Neşe Bazen Keder’i çıkardıysa da başarılı olamadı. Plak firmasının bestelerini başkalarına söyletme isteğine direndi. İkinci 45’liği ‘Yazık Oldu Yarınlara/Haydi Sil Gözlerini’iyle de bir anda dönemin en popüler şarkıcısı oldu. 1975’te çıkan üçüncü 45’liği ‘Anlasana’ ise artık bir klasik. Tanrı’yı sorguladığı 1976 tarihli dördüncü 45’liği ‘Kuklacı Amca’ baskılar sonucu toplatıldı. Aynı yıl ilk LP çalışması ‘İlhan İrem 1973-1976’yı yayınlandı. Buradan çıkan; Havalar Nasıl, İşte Hayat, Son Selam, Ayrılık Akşamı, Sen Bilirsin ve Bal Ağızlım liste başı oldu.

    İrem’in 1973’ten bugüne kadar 20 plağı ve 29 albümü çıktı. Tam 33 tane de ödülü var, bunlardan yedisi ‘Altın Plak’. Altı kitaba imza attı, hakkında da üç kitap yazıldı. Adına 10 internet sitesi açıldı. Son albümü 2008’de çocuklar için hazırladığı ‘Tozpembe/ Progressive Çocuk Şarkıları’. Soyut resim sergileri de açıyor ve zaman zaman Cumhuriyet Gazetesi’nde yazıyor.

    Yeşim ÇOBANKENT
    http://www.hurriyet.com.tr

    İrem Bağı’nda bir gece / Tolga Akyıldız – 1 Ağustos 2010

    02 Ağustos 2010 | Kategorisi: Yazılar

    Her İlhan İrem konseri, bu ‘farklı’ adamı yakından tanımak, ne anlatmak istediğini anlamak için büyük bir fırsat. O nedenle sık aralıklarla yapılmayan İlhan İrem konserleri hasret giderme zemini oluyor.
    Devamı »

    “Aşka Davet” Konser Analizi
    Michael Kuyucu / 17 Ağustos 2008

    29 Ağustos 2008 | Kategorisi: Basından, Yazılar

    İlhan İrem “Aşka Davet” Konserinde Ayakta Alkışlandı

    İlhan İrem “Aşka Davet” adlı konserini 16 Ağustos C.Tesi akşamı İstanbul Rumeli Hisarı”nda gerçekleştirdi. Tüm biletlerin satıldığı konserde İrem hayranlarının yoğun coşku ve ilgisi ile geçen konserde 26 şarkı seslendirildi. Konser sonunda bütün müzik sever İlhan İrem’i ayakta alkışladı.
    Devamı »

    İlhan-ı Aşk – Beyza Cumbul

    22 Ağustos 2008 | Kategorisi: Yazılar

    “Gelecek, dünyevi saçmalıklardan arınabilmis evrensel insanların olacak. Ve ben, bütün dinlerin, politikaların, sınırların, bayrakların ve her türlü ayrılığın ötesinde huzurlu bir bütünleşmeye programlanmış kainatlarin ışıklı yayıcısıyım” diyen, müzisyen kimliğini sanatın diğer alanları ile başarıyla harmanlayabilmiş, her çağın sanatçısı olabilen bir müzik adamına İlhan İrem’e ayırmak istedim bu haftaki müzik notaları arasındaki yolculuğumuzu…

    16 Ağustos Cumartesi gecesi Rumeli Hisarı konserlerinde yer aldı büyük sanatçı… Sevdikleriyle, her yaştan sevecenleriyle birlikte tek bir yürek olunan nadir konserlerden birine tanık oldu Rumeli Hisarı…

    Ben de bu konser vesilesi ile İrem hakkında bir şeyler yazmak istedim kalemim döndüğünce …

    Sanatçı nedir sorusunun sözlük anlamı dışında örnekleme yapılacak olursa, sanatcı kimdir diye; hiç kuşkusuz ilk sıralarda yer alacak isimlerdendir İlhan İrem.. Müzikten, resime, yazarlıktan, felsefeye, dünya görüşüne, düşünce yapısına, özel hayatına… Her yönden sanatçı olabilenlerdendir…

    Aşk’a davet İlhan İrem sevmek demek “anlamak” demektir dersem sanırım tam anlatmış olurum ne demek istediğimi… Şarkılarında anlam vardır irem’in; her bir sözünde dünya görüşüne ait bir mesaj…

    Uyanık tutan bir yön vardir iremde bilinçleri; anlamlandıran herşeyi…

    Ne mutlu ki İrem’e; yaşarken görüyor fikirlerinin ve müziğinin değerinin bilindiğini… Yeni kuşak müzik dinleyicileri arasinda İrem sevenin fazlalığından, best off’ları en ilgi gören sanatçılardan olmasından, adına hazırlanan sitelerden ve düşüncelerinin buluştuğu ortak platformlar oluşturulan grup ve forumlardan bulunduğu yere nasıl hakederek geldiğini görmek mümkün…

    Tek başına basladigi dünya yolculuğunda, dilden dile, kulaktan kulağa bir cığ oldu sonunda İlhan İrem…

    Son olarak yazımı okuyan tüm müzik dostlarını İrem’ce selamlamak isterim.

    Beyza Cumbul

    http://www.cocugumveben.com

    İlhan İrem’den “Aşka Davet” – Olcay Ünal Sert

    09 Ağustos 2008 | Kategorisi: Yazılar

    Ünlü sanatçı İlhan İrem, 16 Ağustos 2008’de Rumeli Hisarı’nda sevenleriyle buluşacak. Bu yıl konserine “Aşka Davet” adını veren sanatçı, müzik severleri geçmişten günümüze duygu dolu bir yolculuğa götürecek…
    Devamı »

    Seyrettiğimiz Konser Değildi ki…
    Sinan Doyan / iirem.com

    23 Ekim 2006 | Kategorisi: Yazılar

    14 Ekim 2006 Cumartesi, Ankara.

    – Saat henüz 15:40. Daha önceden forumlardaki mesajlarla birbirimize duyurduğumuz Ankara buluşmasının yapılacağı mekanı arıyorum. Yağmur şiddetli olmasa da epey etkili; ertesi gün yakalanacağım gribal enfeksiyonun ilk tohumları Ankaranın en gereksiz yerlerinden birine yapılmış muhteşem Gökkuşağı Kafeteryalarını ararken atılıyor. Buluşma 16:00’da başlayacak, ancak ben mekana 10 dk. erken gelmeme rağmen kimsecikler yok. Aç olan karnımı 3 adet lahmacunla doyurma planları yaparken dışarıda Mahir, Rıza ve Fırat’ı görüyorum. Onlar da beni görünce “aha mekanı bulduk” tavrında bir sevinçle yanıma geliyorlar. Uzun yoldan gelmişler, ıslanmışlar ve acıkmışlar. Ortak özelliklere sahibiz yani. Onlar da lahmacunlara imreniyorlar.
    Devamı »

    Yüksel ki Yerin Bu Değildir
    Topestotitanik / Milliyet Blog

    17 Ekim 2006 | Kategorisi: Yazılar

    Ne zaman başlamıştı? Sanırım “Koridor” albümüydü… O zamana kadar benim için, bir iki şarkısının klipini televizyonda gördüğüm, zamanında askere gitmek istemediğini söylemiş, uzun saçlı, güneş gözlüklü ve siyah bir obje idi… Obje diyorum ve kesinlikle haklıyım… Çünkü o an başka bir şey ifade etmiyor benim için İlhan İrem…

    Her şey o “Koridor” albümüyle başladı… “Sesleriniz cılızlaştı dostlar yankılanmıyor / yollarımız gitgide uzaklaşıyor” diyordu… Ve ilk dinlediğimde anlamıştım hayatımın geri kalanında da demeye devam edecekti… Fon müziklerimden biri…
    Devamı »

    Masalsı Yolculuk Anları
    Rabia Yirmibeş / ilhaniask.com

    11 Ekim 2006 | Kategorisi: Yazılar

    ‘Akşamüstleri insanlar, yorgun eve dönerken…’

    Zaman, sevme zamanıydı ve biz, yağmur bulutlarını, doğduğun şehirden getirdiğimiz güneşle uğurladık ihtiyaçlı topraklara. Otuz üç yıllık özlemle, kendi gözyaşlarımızın denizinde yüzerken, ilahi senfoniler dinlemek istedik.

    ‘Yalan yanlış aynalarda’

    Masalsı hasretlere sürgün olduk. Dinlemeyi, anlamayı, özlemeyi… Her şeyiyle yolda yürümeyi öğrenirken, yalan yanlış aynalara baktık epey zaman. Baştan kara çıkmazlarda sürgün gibi… Masalsı hasretlerin koynunda sabahladık yıllar yılı.
    Devamı »