<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlhan İrem Konserleri &#187; Yazılar</title>
	<atom:link href="http://ilhaniremkonserleri.com/kategori/yazilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilhaniremkonserleri.com</link>
	<description>Sonsuzluk Notalarıyla Buluşmalar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Oct 2010 19:38:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Duyguları Olmayanlara Değil, Duyguları Ölmeyenlere! / 05 Ağustos 2010</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/duygulari-olmayanlara-degil-duygulari-olmeyenlere-binay-kazan-05-agustos-2010</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/duygulari-olmayanlara-degil-duygulari-olmeyenlere-binay-kazan-05-agustos-2010#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 18:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2010 01 Agustos Istanbul</category><category>Binay Kazan</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=462</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Kuruçeşme Arena’da denizin kenarındaydık ama havadaki aşırı nem herkesi rahatsız ediyordu. Boğazdan rüzgar esmiyor, insanlar terliyor ve bunalıyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Isı 35 derecenin üzerindeydi. Nem oranı ise; yüzde 77…</p>
<p>İstanbul Kuruçeşme Arena’da denizin kenarındaydık ama havadaki aşırı nem herkesi rahatsız ediyordu. Boğazdan rüzgar esmiyor, insanlar terliyor ve bunalıyordu.<span id="more-462"></span></p>
<p>              İlhan İrem’in “Bir” isimli konseri için mekana akın eden binlerce müziksever gibi bizde elimizde soğuk su şişeleri ve yelpazelerle konser saatini beklemeye başladık.</p>
<p>              Ve… Saatlerin 21.00’i birkaç dakika geçtiğinde Grup Sevecen eşliğinde sahneye çıkan İlhan İrem, bir anda tüm konser alanına bambaşka bir hava getirdi. Konser alanını dolduran insanlar; sıcağı, nemi ve ellerindeki buzlu suları unutarak sanatçının o müthiş sesinin getirdiği serin bir rüzgar dalgasının içinde kayboluverdi bir anda… Şarkıların sihirli sözleri; İlhan İrem severlerde yakından tanıdıkları bir duygu sağanağını yaratırken, sahneden önce Kuruçeşme Arena’ya daha sonra da boğaza ve tüm evrene yayılan armonik güç, insanları etkisi altına aldı adeta…</p>
<p>                             <strong>HERKES SUSTU, ŞARKILAR KONUŞTU…!</strong></p>
<p>               Bambaşka bir ortamdaydık sanki!</p>
<p>               Herkes susmuştu, şarkılar konuşuyordu sadece…</p>
<p>               Işığın ve sevginin melodileri!</p>
<p>               Dumanlar, renkli ışıklar, gitar soloları, davul, zil ve ney sesleri arasında;1 Ağustos 2010’un çok ötelerini yaşıyorduk adeta…</p>
<p>                Şarkılarla mest olmuştu izleyiciler…</p>
<p>               “İşte İlhan İrem bu” dedi siyah tişörtlü bir İrem Bağı üyesi…</p>
<p>               Önümüzdeki koltuklarda oturan ve yaşları 45-50 civarında olan 3 bayanın tüm şarkıları İlhan İrem’le birlikte söylediğini gördüğümde; bizim kuşağın boş olmadığını bir kez daha anladım.</p>
<p>               İlhan İrem’de coşkulu ve mutluydu…</p>
<p>               Ve işini çok sevdiğini belli ediyordu her hareketi ile…</p>
<p>               Sanatçı:&#8221;Benim şarkılarım duyguları olmayanlara değil, duyguları ölmeyenlere&#8221; dercesine sevecen bir tempoda söyledi şarkılarını… “Dua” isimli çok sevilen bir şarkı ile başladığı konserine, “Yazık Oldu Yarınlara” ile devam etti. Hiç durmadı İrem… Enerjisini tüm geceye yaydı adeta… Aralıksız 30 şarkı söyledi sevenleri için… “Anlasana” isimli şarkısını 4 bin kişilik muhteşem korosu ile tüm İstanbul’a dinletti adeta…</p>
<p>                Bu arada sanatçıya mükemmel eşlik eden Gurup Sevecen’den de müzikalite açısından ayrıca bahsetmek gerek…3 Gitar, 2 klavye, davul ve neyden oluşan orkestra da; solo gitarist Gökay Semercioğlu, konser boyunca enstrümanını konuşturdu adeta… “Şalamar” adlı parçada, Carlos Santana’vari bir solo çıkış yapan Semercioğlu, konser alanındaki müzikseverlerin yanı sıra İlhan İrem’i bile coşturdu. Bu arada baterist Aydın Karabulut’a da ayrı bir parantez açmak lazım… Müzik dünyasındaki her şeyin elektronik olduğu ortamda; bagetlerini doğal ve ustaca kullanması, profesyonelliğin ötesinde bir İlhan İrem saygısının bir işareti gibi geldi bana…</p>
<p>                                       <strong>NAHİT AMCANIN OĞLU</strong></p>
<p>                  Konserde; İlhan İrem’in çocukluk arkadaşları da vardı, Bursa’dan dost ve tanıdıkları da… Onun bu önemli performans gününde sevenleri de yanında olmak istemişti.</p>
<p>                  Çünkü o bizim çocuğumuzdu…</p>
<p>                  Rahmetli Nahit Amca ile Mesude Teyzenin oğlu…</p>
<p>                  Hacılar Mahallesinde, Çatalfırın’da, kolejde, Orkestra Meltemler’de, Çelik Palas Oteli’nde, Uludağ ve Burgaz’da izleri kalan bir Bursa çocuğu… 1973 Yılında babasından aldığı borç para ile İstanbul’da müzik yolculuğuna başlayan İrem’in 37 yıl sonra ulaştığı nokta, bu açılardan bakıldığında; tam anlamıyla bir zirvedir.</p>
<p>                  Zirvenin tanıkları oldu Bursalılar da o gece!</p>
<p>                  Kuruçeşme Arena’da bunu bir kez daha anladık ki; İlhan İrem bu ülkenin en güçlü sesidir. Bu gerçeği kimse değiştiremez.</p>
<p>                  Yazdığı, çizdiği ve söylediği ile asla çelişmeyen, bir görünen ve sonra yok olup giden popüler kültüre karşı bir duruşu olan ve de bu duruşunu hiç bozmayan gerçek bir sanatçı hem de…</p>
<p>                   İşte bu gerçek; bir gururdur yaşadığımız kent için…</p>
<p>                   Kim ne derse desin…</p>
<p>                   Sanat dünyasında en önemli Bursa markasıdır İlhan İrem…</p>
<p>                   Ve hep öyle kalacaktır.</p>
<p>Binay KAZAN &#8211; Bursa Yeni Dönem<br />
<a href="http://www.yenidonemgazetesi.com/kose-yazisi/351/duygulari-olmayanlara-degil-duygulari-olmeyenlere.html">http://www.yenidonemgazetesi.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/duygulari-olmayanlara-degil-duygulari-olmeyenlere-binay-kazan-05-agustos-2010/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Işık ve Sevgiyle / Takvim – 03 Ağustos 2010</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgiyle-beren-koc-takvim-03-agustos-2010</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgiyle-beren-koc-takvim-03-agustos-2010#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 18:54:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2010 01 Agustos Istanbul</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Rahmetli babam, onun şarkılarını çok severdi. "Bu adam başka okuyor" derdi. O yüzden önceki akşam İlhan İrem'in konserindeydim. Babamın yüreğiyle dinledim şarkıları.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli babam, onun şarkılarını çok severdi. &#8220;Bu adam başka okuyor&#8221; derdi. O yüzden önceki akşam İlhan İrem&#8217;in konserindeydim. Babamın yüreğiyle dinledim şarkıları. Müziğe de doydum, konser keyfine de. Ve hatta kaliteli müzik ruhunun keyfini çıkaranları izlemeye de. Şarkıcının ve şarkıların kalitesi, ona gösterilen zarafetle bağlantılı.<br />
***</p>
<p>Şarkılar aşkın kardeşidir. Hüzünlerin hicran kokusu. Şimdiki şarkılara bakıyorum da, ortalık müzik ruhunu zedeleyen şarkılarla dolu. Radyoların iltimasıyla, kulaklarımıza yerleşen berbat şarkılardan illallah dedim. Tam poşete atılacak, mikroplu, sopalı, birbirinin berbat kopyası şarkılar. Bu sezon en çok sinirimi bozanların listesini yayınlarsam, birinci sırayı Demet Akalın ve Hande Yener kapışırlar. Birbirine bu kadar yakışan iki sevimsizden geriye kalanları televizyonlar naklen yayınlasın. Aman bizlerden uzak dursunlar. Şarkısı olmayan memleketin, aşkı olur mu?<br />
***</p>
<p>İlhan İrem&#8217;in kendine kilitlenmiş bir yanı vardı, onun anahtarını bulmuş. Daha enerjik, daha güvenli buldum. Çiçeğin saksıda yeni açmış sesi gibiydi. Yanımda bir arkadaşım ve annesi de vardı. Şarkılarda ağladığını gördüm. &#8220;Gençliğimin en anlamlı dert ortağıydı İlhan İrem şarkıları&#8221; dedi. Hiç şaşırmadım. 70&#8242;li yıllardan bugünlere uzanan bir yolculukta, dinlediğim İlhan İrem şarkılarının başkalığı olduğunu ben de biliyordum. Bunu gözlerimle bir kez daha gördüm.<br />
***</p>
<p>Hayata yolculuğunu ışık ve sevgiyle sürdüren önemli bir sanatçının konserinde olmak benim için gururdu.</p>
<p>Beren Koç<br />
<a href="http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/BERENKOC/2010/08/03/isik_ve_sevgiyle">http://www.takvim.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgiyle-beren-koc-takvim-03-agustos-2010/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Işık ve sevgi insanı İLHAN İREM &#8211; Hürriyet / 31 Temmuz 2010</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgi-insani-ilhan-irem-esim-cobankent-hurriyet-31-temmuz-2010</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgi-insani-ilhan-irem-esim-cobankent-hurriyet-31-temmuz-2010#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 19:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2010 01 Agustos Istanbul</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=482</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyi ışık ve sevgiye bağlayan İlhan İrem nadiren konser veriyor. Bu sebepten, ‘sevecen’lerine yarın gece Kuruçeşme Arena’da vereceği konser mühim. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her şeyi ışık ve sevgiye bağlayan İlhan İrem nadiren konser veriyor. Bu sebepten, ‘sevecen’lerine yarın gece Kuruçeşme Arena’da vereceği konser mühim. Neredeye 40 yılı bulan müzik hayatına genç kızların romantik prensi olarak başladı İrem. Uzun süre popüler kültür tarafından el üzerinde tutulduysa da, birden makas değiştirdi. Uzun bir süredir mistik yeniçağ müziğinin filozofudur kendileri</p>
<p>İlhan İrem ortalıkta pek görünmez. Eşi Hansu İrem’le mütavazı ancak tamamen sanata adanmış iki kişilik bir hayat sürer. Nadiren konser verir. İnternet üzerinden iletişim kurar, mabedi olarak gördüğü evine kimseleri kabul etmez. Şimdi röportaj talebinde bulunsanız, yanıtları Eylül’de göndereceğini söyler. Hal böyle olunca da yarın akşam Kuruçeşme Arena’da konser verecek olan İlhan İrem şimdi ne yapıyor, nasıl yaşıyor, onu çıktığı günden beri izleyen müzik yazarı Cumhur Canbazoğlu’na (sinemamuzik.com) anlattırmak farz oldu:</p>
<p>“İlhan İrem; hatasıyla sevabıyla nevi şahsına münhasır biri. Son derece samimi ve hümanist buluyorum onu. On ayrı insandan on ayrı duygu satın alıp bir albümde toplayanların ortamında itinayı fazlasıyla hak eden bir emekçi, kent ozanı. Başından beri kendini dillendirmiş, büyük bölümü kendi dizelerinden şarkılar söylemiş. Yıllar önce bu ‘ozan’ ifadesini kullandığım için neredeyse küfür yedim ama bence Bob Dylan’dan farkı yok.</p>
<p>Müziği, mesajları, hareketleri beğenilir, beğenilmez o ayrı konu; ancak belli bir duruş sergilemesi, sürekli sevginin peşinden gitmesi, politik söylemi, diğer sanatlarla da haşır neşir olması, farklı bir boyutta değerlendirmeyi hak ediyor.</p>
<p>Müzikal kariyerinin başlangıcı 70’lerde pop müziğin gerektirdiği şekilde kendini gösterme çabalarıyla dolu. Yine de ticari baskılara direndi, kalbindekileri plaklara aktarıp büyük bir kitlenin beğenisini kazandı. Müziğindeki asıl kırılma noktasıysa 1980’de Doğu’da iki yıllık askerlik yapması. Ülke gerçeklerini yakından tanıdı çünkü. Askerlik sonrası rotası değişti, mesela ‘Olanlar Olmuş’ parçası bunun ipuçlarını verir.</p>
<p>YEDİ YIL İNZİVAYA ÇEKİLDİ</p>
<p>90’lı yıllarda haksızlıklara ve çarpıklığa refleks olarak kendi dünyasına çekildi, sanatla nefes almayı seçti. Tam yedi yıl süren bu tecrit döneminden tek çıkış kanalı 100 bini aşan üyeli İrem Bağı organizasyonuydu. Bu naif dönemi kapadığında son derece cesur ve yenilikçi denemelere girişti. Beste ve albümlerin yanına kitaplar, resim sergileri ekledi. İlk bakışta göz önünde değil gibi dursa da, meraklısı ona pek çok yerde rastladı.</p>
<p>Hafif müzikten başladığı uzun yolculuğunun sonunda senfonik rock’a vardı. Bestelerinde pop, rock ve Türk Sanat Müziği’nden izler, sentezler var. Artık ufku daha geniş ve derin. Piyasa işi müzikten tamamen koptu, yıllardır inatla tüketilmesi ve pazarlaması zor işler yapıyor. Sürekli arayan, üreten, kendini yenileyen ve çıtayı yükseğe koyan bir sanatçı. Bütün uhreviliğine rağmen siyasi duyarlığı da var. Sanat yönetmenliğini eşi Hansu İrem yapıyor. Son dönem eserlerinin çoğunun sözlerini yazdı ve albümlerinin kapak fotoğraflarını yine kendi çekti.</p>
<p>‘Best of’ kavramının hakkını veren nadir isimlerden olması da bence önemli özelliklerinden. Onun kuşağındakiler komik komik toplamalar çıkarırken; İrem müzikal çizgisini ortaya koyan sağlam bir arşiv yayınladı.</p>
<p>Ayrıca belki de hayran kulübü en kuvvetli sanatçı. Onu sadece müzisyen olarak görmez, felsefik yaklaşımlarını da yakından izlerler. Dinleyicisine saygısından az konser verir. Cebini doldurmak için aynı şarkıları aynı yerde tekrar tekrar söylemeyecek kadar ilkelidir.”</p>
<p>[b]MÜZİSYEN, RESSAM, YAZAR VE FİLOZOF[/b]</p>
<p>Bursa’da doğup büyüyen İlhan İrem; 1970’te henüz 15 yaşındayken Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara birincisi oldu. 1972’ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli’nde ve Uludağ diskolarında dans müziği yaptı. 1973’te kendi imkânlarıyla ilk 45’liği ‘Birleşsin Bütün Eller/Bazen Neşe Bazen Keder’i çıkardıysa da başarılı olamadı. Plak firmasının bestelerini başkalarına söyletme isteğine direndi. İkinci 45’liği ‘Yazık Oldu Yarınlara/Haydi Sil Gözlerini’iyle de bir anda dönemin en popüler şarkıcısı oldu. 1975’te çıkan üçüncü 45’liği ‘Anlasana’ ise artık bir klasik. Tanrı’yı sorguladığı 1976 tarihli dördüncü 45’liği ‘Kuklacı Amca’ baskılar sonucu toplatıldı. Aynı yıl ilk LP çalışması ‘İlhan İrem 1973-1976’yı yayınlandı. Buradan çıkan; Havalar Nasıl, İşte Hayat, Son Selam, Ayrılık Akşamı, Sen Bilirsin ve Bal Ağızlım liste başı oldu.</p>
<p>İrem’in 1973’ten bugüne kadar 20 plağı ve 29 albümü çıktı. Tam 33 tane de ödülü var, bunlardan yedisi ‘Altın Plak’. Altı kitaba imza attı, hakkında da üç kitap yazıldı. Adına 10 internet sitesi açıldı. Son albümü 2008’de çocuklar için hazırladığı ‘Tozpembe/ Progressive Çocuk Şarkıları’. Soyut resim sergileri de açıyor ve zaman zaman Cumhuriyet Gazetesi’nde yazıyor.</p>
<p>Yeşim ÇOBANKENT<br />
<a href="http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/15455198.asp?gid=66">http://www.hurriyet.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/isik-ve-sevgi-insani-ilhan-irem-esim-cobankent-hurriyet-31-temmuz-2010/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İrem Bağı’nda bir gece / Tolga Akyıldız &#8211; 1 Ağustos 2010</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/irem-baginda-bir-gece-tolga-akyildiz-1-agustos-2010</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/irem-baginda-bir-gece-tolga-akyildiz-1-agustos-2010#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 19:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2010 01 Agustos Istanbul</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=479</guid>
		<description><![CDATA[Her İlhan İrem konseri, bu ‘farklı’ adamı yakından tanımak, ne anlatmak istediğini anlamak için büyük bir fırsat. O nedenle sık aralıklarla yapılmayan İlhan İrem konserleri hasret giderme zemini oluyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her İlhan İrem konseri, bu ‘farklı’ adamı yakından tanımak, ne anlatmak istediğini anlamak için büyük bir fırsat. O nedenle sık aralıklarla yapılmayan İlhan İrem konserleri hasret giderme zemini oluyor.<span id="more-479"></span></p>
<p>İlhan İrem, dünyanın daha güzel bir gezegen olması için çaba sarf eden; yaşam felsefesine dair sevenleriyle paylaşacağı fikirleri olan bir müzisyen. Bu yaşam felsefesini anlatabilmek için kitaplar yazıyor, fırsat buldukça düşüncelerini anlatıyor insanlara. Müzik, bu yaşam felsefesini kitlelere daha hızlı biçimde aktarmak için kullanılan bir araç değil. İlhan İrem için bu yaşam biçimi, bu müzik ve tabii bu yaşam biçimini benimseyen İlhan İrem hayranlarını bir araya getiren konserler ayrılmaz bir bütünün çok önemli parçaları. O nedenle  konserler genellikle bir hasret giderme zemini oluyor.</p>
<p><em>Hayranları bile farklı</em><br />
İlhan İrem hayranlarının da diğer sanatçıların hayranlarından, fan kulüp üyelerinden belirgin farkları var. ‘İrem Bağı’ dedikleri bağ sadece müzikten ve konser tarihlerinden söz eden bir hayran kitlesine işaret etmiyor. İlhan İrem severler İlhan İrem sevgisi vesilesiyle birbirini tanımış ve çok iyi dost olmuş kişiler olabiliyor mesela. Bu tip dostluklar İrem Bağı içinde alışılageldik bir durum.</p>
<p>İrem’in müzikal yolculuğuna baktığınızda sanatçının daha kitlesel işlerden daha kişisel ve marjinal bir çizgiye kaydığını iddia etmek mümkün. Ancak İlhan İrem’in kitaplarını ya da İlhan İrem’in duruşunu anlatan kitapları okuduğunuzda, şarkılarını sindirdiğinizde aslında meselenin bu denli basit olmadığını da anlıyorsunuz. İrem Bağı, hem müzikle hem de yaşamla ilgili felsefesi olan bir çeşit cemaat. Hem de kapıları herkese açık olan bir cemaat.</p>
<p>İlhan İrem’in söylemlerini anlayamadığı, tavırlarını tuhaf bulduğu; daha net söylemek gerekirse kafasının içindeki kalıplara sokamadığı için kendisine türlü yakıştırmalar yapan, bıyık altından gülenler yok mu? Var elbet. Ama insanların yaftayı yapıştırma konusundaki acelesi de, anlayamadıkları şeylere dair korkularını dalga geçerek bertaraf ettikleri de bildiğimiz konular arasında.</p>
<p>İlhan İrem: Memleketin gelmiş geçmiş en aykırı / en ayrıksı sanatçısı. Bir Barış Manço ya da Cem Karaca kadar popülerken, bu popülerliği elinin tersiyle iterek, doğru bildiği bir yol tuttu. Ve bu yolun sonunda da, kimilerinin ‘peygamber’, benim ise ‘akıl hocası’ dediğim bir tepeye ulaştı; memleketin en yüksek tepelerinden birine. </p>
<p>Naim Dilmener<br />
<a href="http://cadde.milliyet.com.tr/2010/08/01/YazarDetay/1270769/Irem_Bagi_nda_bir_gece">http://cadde.milliyet.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/irem-baginda-bir-gece-tolga-akyildiz-1-agustos-2010/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Aşka Davet” Konser Analizi Michael Kuyucu / 17 Ağustos 2008</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/aska-davet-konser-analizi-michael-kuyucu</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/aska-davet-konser-analizi-michael-kuyucu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 13:52:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem Çelik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2008 16 Agustos Istanbul</category><category>Medya</category><category>Michael Kuyucu</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/%e2%80%9caska-davet%e2%80%9d-konser-analizimichael-kuyucu-17-agustos-2008</guid>
		<description><![CDATA[İlhan İrem “Aşka Davet” Konserinde Ayakta Alkışlandı İlhan İrem “Aşka Davet” adlı konserini 16 Ağustos C.Tesi akşamı İstanbul Rumeli Hisarı”nda gerçekleştirdi. Tüm biletlerin satıldığı konserde İrem hayranlarının yoğun coşku ve ilgisi ile geçen konserde 26 şarkı seslendirildi. Konser sonunda bütün müzik sever İlhan İrem&#8217;i ayakta alkışladı. Açık konuşmak gerekirse İlhan İrem sevgisinin fanatizm boyutuna vardığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlhan İrem “Aşka Davet” Konserinde Ayakta Alkışlandı</p>
<p>İlhan İrem “Aşka Davet” adlı konserini 16 Ağustos C.Tesi akşamı İstanbul Rumeli Hisarı”nda gerçekleştirdi. Tüm biletlerin satıldığı konserde İrem hayranlarının yoğun coşku ve ilgisi ile geçen konserde 26 şarkı seslendirildi. Konser sonunda bütün müzik sever İlhan İrem&#8217;i ayakta alkışladı.<span id="more-399"></span></p>
<p>Açık konuşmak gerekirse İlhan İrem sevgisinin fanatizm boyutuna vardığını ilk kez bu konserde gördüm.Konser alanına girerken tutun çıkış anına kadar yaşananı anlatmak kelimelere sığmaz. Konser alanına girerken bir gurup siyah t”shirtlu İlhan İrem fanının yüksek sesli tezahüratlarını dinledim. Onlar önümde ben onların arkasında adeta bir futbol maçına gider gibiydik. Yalnız bir farkla, futbol maçındaki taraftar şarkılarının yerini bu kez İlhan İrem şarkıları almıştı.</p>
<p>Konser alanı ağzına kadar doldu, çimen biletleri 30 ytl ye alıcı buldu, saatler 21:30&#8242;u gösterirken İlhan İrem sahneye çıktı. İrem&#8217;in sahneye çıkışı nazlı bir gelinin düğüne gelişi gibiydi, yaklaşık bir yarım saat bekledik, sadece konser başlangıcı için değil konser arasında da öyle.. Ama bu bekleyiş kimseyi rahatsız etmedi, herkes bu bekleyiş sırasında İlhan İrem sevgisi ile şarkılar söyledi, sevgiyi paylaştı, bunun bir diğer adı da İlhan İrem panayırıydı.</p>
<p>Konser boyunca İlhan İrem gizemini korumaya gayret etti, protokol ile hiç muhatap olmadı, ona yaklaşan yalakalara yüz vermedi, sahnede siyahlar içinde ve bol bol kullandığı duman efekti ile orkestranın hemen önünde şarkılarını söyledi. Uluslar arası standartta duruşu olan bir yorumcunun duruşunu sergiledi. Gereksiz sohbetler yapmak yerine Nazım Hikmet, Özdemir Asaf gibi önemli sanatçıları andı, büyük depremin anma günü öncesinde şu an hayatta olmayanlara şarkı armağan etti, kandil gecesinin kutsallığını kısa ve yerinde anekdotlarla dile getirdi. Zaten doğru dürüst bir sanatçıya da bu yakışırdı… Gerisinde o sustu şarkılarını konuşturdu.</p>
<p>Loş, hatta karanlık bir ortamda şarkı söylemeyi ve sahnedeki ışıkları fazla kullanmamayı tercih etti , hatta o ışıklardan kaçtı bile diyebilirim. Konser sırasında 26 şarkı ve versiyonun seslendirildiği konser de İlhan İrem”in vokal performansı ise tek kelime dört dörtlüktü. Bu yıl sanat yaşamının 35.inci yılını kutlayan İrem şarkıları sıfır detone, sıfır şaşırma ve gayet emin bir biçimde adeta kükreterek yorumladı.</p>
<p>Konser sırasında seslendirilen eserlerin listesi ise şöyle sıralandı :</p>
<p>1. INTRO (MERHABA KORİDOR &#038; HU)<br />
2. SAZLIKLARDAN HAVALANAN<br />
3. RUH GİBİ<br />
4. HERNEYSE<br />
5. SÜRGÜN GİBİ MASALLARDA<br />
6. TERAZİ<br />
7. OLANLAR OLMUŞ<br />
8. YAZIK OLDU YARINLARA<br />
9. BURUK<br />
10.HOŞGELDİN<br />
11.YEMYEŞİL BİR DENİZ<br />
12.GEMİLER DÖNER GERİYE<br />
13.İŞTE HAYAT<br />
14.DUA<br />
15.AY TOZLARI<br />
16.SEN BİLİRSİN<br />
17.ANLASANA<br />
18.ŞALAMAR (SLOW)<br />
19.ŞALAMAR (ROCK)<br />
20.ALACA TÜYLÜ KUŞ<br />
21.ALİ VELİ MARİA<br />
22.İKİ DUVAR ARASINDA<br />
23.BOŞVER ARKADAŞ<br />
24.BİR YILDIZ<br />
25.HU<br />
26.YILAN ISIRIĞI</p>
<p>Repertuarı incelediğimde İlhan İrem&#8217;in yetmişli yılları biraz daha hızlı geçtiğini, “Bezgin” albümünü ise her zamanki gibi ihmal ettiğini gördüm. Gerçeği “Yemyeşil Bir Deniz” ve “Olanlar Olmuş” yorumlandı ama keşke “Ben Değilim” ve “Bezgin”i de yorumlasaydı..</p>
<p>Konser alanında hayranlarının çığlıkları arasında şarkılar söyleyen yorumcunun en çok istek alan şarkılarından biri “BEZGİN” oldu, arka taraflarda oturan İlhan İrem hayranları çığlıklar içinde bu şarkının adını haykırdı.</p>
<p>Mütevazı ama agresif tınılara sahip orkestrada şarkıların arasına eklenen elektro gitar sololar ise dinlemeye değerdi, ney konser boyunca hemen hemen iki şarkıda bir değişik nağmelerle solo enstrüman olarak karşımıza çıktı.</p>
<p>Konserin sonlarına doğru gelirken son döneme ait şarkılarına daha fazla yer veren İlhan İrem&#8217;in, konserin sonlarında gerçekleştirdiği Mesnevi gösterisi ise oldukça etkileyiciydi.</p>
<p>Şarkıları dinlerken olgunlaşan bir İlhan İrem vokali ile karşılaştık, İrem kilo vermişti, sanatçı konser boyunca gayet dinamik ve yerinde duramayan bir rocker gibi bir duruş sergiledi. Siyahlar içinde bir devam adam gördük adeta…</p>
<p>Şarkıları dinlerken yorumcunun olağanüstü vokaline bir de fanlarının tepkileri de eklenince bu konser için “mükemmelin ötesinde” sözünden başka bir söz bulamadım.</p>
<p>İlhan İrem fanlarını, yani hedef kitlesini incelerken Türkiye&#8217;nin kültürel deformasyonu adına yaşadığım karamsarlık yerini bir güneşe bıraktı. Yaş ortalaması 27-30 civarında olan bir kitle vardı, işin ilginci herkes çiftti, yani tıpkı konserin adı gibi “Aşka Davet” vardı o gece.</p>
<p>Çiftlerin en büyük özelliği kız ve erkeklerinde birer İlhan İrem fanı olması ve özellikle bayanların şarkıları birer fanatik gibi bırakın mırıldanması haykırarak söylemesiydi. Yani o çiftlerde erkek de kız da İlhan İrem fanıydı.. Hani olur ya kız sanatçıyı sever erkek gider yada tam tersi öyle bir durum yoktu orada… Bu çiftlerin büyük bir bölümü şarkılar sırasında eşleriyle bakışlarıyla adeta seviştiler. Aralarında ki etki İlhan İrem şarkıları ile adeta gecenin karanlığında ortaya çıkmış bir coşku seline dönmüştü.</p>
<p>Konser sırasında üç beş tane de tikky gördüm, her ne kadar konser sırasında tikkyliklerini gösterip “hızlı şarkı , hızlı şarkı” diye bağırsalar da onları da orada görmek İlhan İrem”in felsefesinin geleceği açısından gayet olumlu bir şeydi.</p>
<p>Genel olarak eğitim statüsü yüksek, ne konuştuğunu, neden konuştuğunu bilen, birer bilinçli tüketici olan İlhan İrem fanlarının bu yönü beni Türkiye&#8217;deki abuk sabuk sanatçılara karşı mutlu etti.</p>
<p>Orada çoluk çocuk yoktu, bir müzik yazarı ve araştırmacısı olarak beni dahi yer yer kontraya düşürecek müzik bilincinde bir kitle vardı.Her şarkıyı ezbere biliyor her şarkıyı nerdeyse söylüyordu… Keşke “Türkiye”nin tamamı öyle olsa” dedim kendi kendime, o zaman bak ne Amerika kalırdı ne de başka bir şey… O zaman yarım oktavlık sesler albüm mü yapardı, o zaman biz müzik eleştirmeni ve radyocular onlarla uğraşır mıydı ?…” şeklinde söylendim bir ara… Bu kitleyi görmek beni de heyecanlandırdı .</p>
<p>Çıkışta fırsatlar memleketi Türkiye&#8217;min güzel otoparkçılarına denizin önündeki kaldırıma park ettiğim ve 20 YTL park parası verdiğim arabamı çıkartmaya çalışırken kendi kendime söylendim.. “Her sevincin her kederin her ayrılığın bir sonu varsa… Bu ülkede yaşanan bu kepazeliklerin de bir sonu olacaktır elbet” diye.. Benim ki masumca bir söylenmeydi tabii ki…</p>
<p>Konser sırasında değişik gözlemlerde bulundum, bunlardan birisi de seyyar içecek, yiyecek satan genç çocuklarla ilgiliydi. Önümde oturan çift kahve almış , sıra ödemeye gelince satıcı çocukla şu muhabbete girmişti. “Kardeşim bilet parası kadar kahve parası isteyeceksin nerdeyse”.. Derken muhabbet ilerledi ve satıcı çocuğun şu lafı ile zirveye ulaştı “Abii ben bu hisarda bir sürü şarkıcı gördüm, böylesini görmedim. Bu adamın manyak taraftarı var ya şaşırdım…” Bu da konserin halk gözü ile güzel bir analizi oldu benim için…</p>
<p>Konser yaklaşık 21:30’da başladı , ilk yarısı 22:30&#8242;da bitti. Yaklaşık 40 dk lık bir aradan sonra<br />
tekrar sahneye çıkan İlhan İrem 00:20 civarında sahneden indi. Geniş bir güvenlik çemberi onun soyunma odasını çevreledi, çıkışta güvenlikçiler kendi aralarında birbirlerine “Aman dikkat et , şurayı tut, şunu yap…” şeklinde sözler söylüyordu, belli ki kalabalık ve yoğun sevgi gösterisi onları korkutmuştu. Bunun bilinçsiz bir kolej çocuğu sevgisi ya da aşkı değil, aksine bilinçli, sanatçının eserlerine varlığına ve duruşuna duyulan bir aşk olduğunu bilmiyorlardı ki garipler ne yapsınlar…</p>
<p>Sonuç olarak İlhan İrem 2 saat boyunca sahnede her şarkısını yeniden yaşadı, yeniden yaşattı popüler kültüre muazzam bir ders verdi.</p>
<p>Michael KUYUCU</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.michaelshow.net">http://www.michaelshow.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/aska-davet-konser-analizi-michael-kuyucu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlhan-ı Aşk &#8211; Beyza Cumbul</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-i-ask-beyza-cumbul</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-i-ask-beyza-cumbul#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 19:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2008 16 Agustos Istanbul</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[Gelecek, dünyevi saçmalıklardan arınabilmis evrensel insanların olacak. Ve ben, bütün dinlerin, politikaların, sınırların, bayrakların ve her türlü ayrılığın ötesinde huzurlu bir bütünleşmeye programlanmış kainatlarin ışıklı yayıcısıyım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Gelecek, dünyevi saçmalıklardan arınabilmis evrensel insanların olacak. Ve ben, bütün dinlerin, politikaların, sınırların, bayrakların ve her türlü ayrılığın ötesinde huzurlu bir bütünleşmeye programlanmış kainatlarin ışıklı yayıcısıyım” diyen, müzisyen kimliğini sanatın diğer alanları ile başarıyla harmanlayabilmiş, her çağın sanatçısı olabilen bir müzik adamına İlhan İrem’e ayırmak istedim bu haftaki müzik notaları arasındaki yolculuğumuzu&#8230;</p>
<p>16 Ağustos Cumartesi gecesi Rumeli Hisarı konserlerinde yer aldı büyük sanatçı&#8230; Sevdikleriyle, her yaştan sevecenleriyle birlikte tek bir yürek olunan nadir konserlerden birine tanık oldu Rumeli Hisarı&#8230;</p>
<p>Ben de bu konser vesilesi ile İrem hakkında bir şeyler yazmak istedim kalemim döndüğünce &#8230;</p>
<p>Sanatçı nedir sorusunun sözlük anlamı dışında örnekleme yapılacak olursa, sanatcı kimdir diye; hiç kuşkusuz ilk sıralarda yer alacak isimlerdendir İlhan İrem.. Müzikten, resime, yazarlıktan, felsefeye, dünya görüşüne, düşünce yapısına, özel hayatına&#8230; Her yönden sanatçı olabilenlerdendir&#8230;</p>
<p>Aşk&#8217;a davet İlhan İrem sevmek demek “anlamak” demektir dersem sanırım tam anlatmış olurum ne demek istediğimi&#8230; Şarkılarında anlam vardır irem’in; her bir sözünde dünya görüşüne ait bir mesaj&#8230;</p>
<p>Uyanık tutan bir yön vardir iremde bilinçleri; anlamlandıran herşeyi&#8230;</p>
<p>Ne mutlu ki İrem’e; yaşarken görüyor fikirlerinin ve müziğinin değerinin bilindiğini&#8230; Yeni kuşak müzik dinleyicileri arasinda İrem sevenin fazlalığından, best off&#8217;ları en ilgi gören sanatçılardan olmasından, adına hazırlanan sitelerden ve düşüncelerinin buluştuğu ortak platformlar oluşturulan grup ve forumlardan bulunduğu yere nasıl hakederek geldiğini görmek mümkün&#8230;</p>
<p>Tek başına basladigi dünya yolculuğunda, dilden dile, kulaktan kulağa bir cığ oldu sonunda İlhan İrem&#8230;</p>
<p>Son olarak yazımı okuyan tüm müzik dostlarını İrem’ce selamlamak isterim.</p>
<p>Beyza Cumbul</p>
<p><a href="http://www.cocugumveben.com">http://www.cocugumveben.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-i-ask-beyza-cumbul/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlhan İrem&#8217;den &#8220;Aşka Davet&#8221; &#8211; Olcay Ünal Sert</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-iremden-aska-davet-olcay-unal-sert</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-iremden-aska-davet-olcay-unal-sert#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 19:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2008 16 Agustos Istanbul</category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilhaniremkonserleri.com/?p=487</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü sanatçı İlhan İrem, 16 Ağustos 2008'de Rumeli Hisarı'nda sevenleriyle buluşacak. Bu yıl konserine "Aşka Davet" adını veren sanatçı, müzik severleri geçmişten günümüze duygu dolu bir yolculuğa götürecek...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü sanatçı İlhan İrem, 16 Ağustos 2008&#8242;de Rumeli Hisarı&#8217;nda sevenleriyle buluşacak. Bu yıl konserine &#8220;Aşka Davet&#8221; adını veren sanatçı, müzik severleri geçmişten günümüze duygu dolu bir yolculuğa götürecek&#8230; <span id="more-487"></span>İşte Hayat, Boşver Arkadaş, Sazlıklardan Havalanan, Bezgin, Ali Veli Maria, Yılan Isırığı gibi klasikleşmiş eserlere imza atan efsane sanatçı İlhan İrem yeni albüm çalışmalarına da başladı. İlhan İrem&#8217;in müziğini sevenler tarihi mekanda ki bu tarihi konseri kaçırmasınlar&#8230;</p>
<p>İlhan İrem &#8220;Aşka Davet&#8221; konseri ile Rumeli Hisarı&#8217;nda.</p>
<p>&#8220;Işık ve Sevgiyle&#8221; felsefesini benimseyen sanatçı, son albümü &#8220;Cennet İlahileri&#8221; ile yıllar süren suskunluğunu bozarak, peşi sıra konserler vermeye başladı. İrem&#8217;in güzel sesini bundan böyle sevenlerinden mahrum etmemesi dileklerimizle&#8230;</p>
<p>En başından beri, düzenin kurallarına, geçici rüzgarlara kapılmaksızın,<br />
kendi müziğini, felsefesini, kendi toplumunu yaratan sanatçının yolculuğu sürüyor.<br />
Popüler gündemin ve ekranların uzağında durduğu halde, konserleri aylar öncesinden dolan<br />
35 Yıllık koleksiyonu oluşturan yapıtlarının tümü yayında olan İlhan İrem;<br />
Bugünlerde yirmidördüncü albümünün çalışmalarını sürdürüyor.<br />
Hayranları, sanatçının konserlerini, “Sonsuzluk notalarıyla buluşmalar” olarak nitelendiriyor.<br />
Gerçekten de, İlhan İrem Konserleri ruhani bir sevgi paylaşımı ile, “Gökyüzü Ayinleri”ne dönüşüyor.<br />
Yaşayan Efsane’nin kendilerine “Sevecen” adını veren izleyicileri,<br />
“İrem Bağı” adlı, yüzbinleri aşan bir sevgi birlikteliği oluşturdular.<br />
Toplumun düşünce ve sanatının topallayıp geri gidişinin tersine,<br />
İlhan İrem, çok boyutlu, zamansız yapıtlar üretmeyi sürdürüyor.<br />
Bu eserler, “Gelecekten Anılar” olarak klasikleşiyor.<br />
İrem Alemi’nin seçkin kalabalığı içinde, çok genç bir izleyici kitlesine de seslenen İlhan İrem;<br />
Farklı duruşu ve yaratıcılığı ile, masum geçmişin bozulmadan yükselebileceği güzellikleri sergilerken, gün ve geleceğin umutlarını yeşertiyor.<br />
Dünya hayatı çirkinleştikçe, İlhan İrem’in yapıtları ölümsüzleşiyor.<br />
Sanatçıyı anlayarak ruhlarını zenginleştirenler için; İlhan İrem, sonsuz aşk ile aydınlanan bir yaşam biçimidir.</p>
<p>Çağdaş Ozan, safyürek gençlikten bilgelik çağlarına, kainat yolculuğunu birebir yansıttığından;<br />
Kronolojik bir dinleyiş; Kozmik arınma, kendini ışık ve sevgiyle yaratma serüvenine dönüşebiliyor.<br />
Yüreğinizin kapısını şeffaflıkla araladığınız an; O’nun sırlı sonsuzluğuna uçabilirsiniz.</p>
<p>Işık ve sevgiyle<br />
Olcay Ünal Sert </p>
<p><a href="http://www.olcayunalsert.com/haberler/aska-davet.html">http://www.olcayunalsert.com</a><br />
Cumartesi, 09 Ağustos 2008 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/ilhan-iremden-aska-davet-olcay-unal-sert/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seyrettiğimiz Konser Değildi ki&#8230; Sinan Doyan / iirem.com</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/sinan-doyan-seyrettigimiz-konser-degildi-ki</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/sinan-doyan-seyrettigimiz-konser-degildi-ki#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2006 12:29:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2006 14 Ekim Ankara</category><category>Sinan Doyan</category><category>Yazilar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhaniremkonserleri.com/yazilar/seyrettigimiz-konser-degildi-ki</guid>
		<description><![CDATA[14 Ekim 2006 Cumartesi, Ankara. - Saat henüz 15:40. Daha önceden forumlardaki mesajlarla birbirimize duyurduğumuz Ankara buluşmasının yapılacağı mekanı arıyorum. Yağmur şiddetli olmasa da epey etkili; ertesi gün yakalanacağım gribal enfeksiyonun ilk tohumları Ankaranın en gereksiz yerlerinden birine yapılmış muhteşem Gökkuşağı Kafeteryalarını ararken atılıyor. Buluşma 16:00&#8242;da başlayacak, ancak ben mekana 10 dk. erken gelmeme rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Ekim 2006 Cumartesi, Ankara.</p>
<p>- Saat henüz 15:40. Daha önceden forumlardaki mesajlarla birbirimize duyurduğumuz Ankara buluşmasının yapılacağı mekanı arıyorum. Yağmur şiddetli olmasa da epey etkili; ertesi gün yakalanacağım gribal enfeksiyonun ilk tohumları Ankaranın en gereksiz yerlerinden birine yapılmış muhteşem Gökkuşağı Kafeteryalarını ararken atılıyor. Buluşma 16:00&#8242;da başlayacak, ancak ben mekana 10 dk. erken gelmeme rağmen kimsecikler yok. Aç olan karnımı 3 adet lahmacunla doyurma planları yaparken dışarıda Mahir, Rıza ve Fırat&#8217;ı görüyorum. Onlar da beni görünce &#8220;aha mekanı bulduk&#8221; tavrında bir sevinçle yanıma geliyorlar. Uzun yoldan gelmişler, ıslanmışlar ve acıkmışlar. Ortak özelliklere sahibiz yani. Onlar da lahmacunlara imreniyorlar.<span id="more-7"></span></p>
<p>- Saat 16:10: Buluşma yeri gittikçe kalabalıklaşıyor. İstanbuldaki konsere katılan sevecenlerin neredeyse tamamı orada. Hepsinde de tek tip tişört yine. İstanbuldan, İzmirden, Aydından, Kayseriden, Ordudan (ben) ve hatta ta Almanyadan gelen İlhan İrem hayranları, ilk defa karşılaşmalarına rağmen kırk yıllık dostmuşcasına kaynaştılar. Olağanüstü bir durumdu bu. Yaşanması gerek. Bu kaynaşmada en büyük pay sahibi kuşkusuz Ankaradan Hamdi kardeşimiz oldu. Gerek buluşmada, gerek konser öncesi ve esnası ve gerekse de konser sonrasında koşturması hiç durmadı. Teker teker sevecenlerle ilgilendi sağolsun.</p>
<p>- Saat 17:30: Arkadaşlardan geri döneceğimi belirterek izin isteyip, seyretmeyi planladığım bir başka organizasyon olan Rock Station Festivali için Kızılaya, dolayısıyla konserlerin yapılacağı Saklıkente geçtim. İlhan İrem konserine nasıl olsa çok vardı. 2 gün sürecek festival için kombine biletini alıp bir saat orada kaldım, çıkan grupları seyrettim. Pek az seyirci eşliğinde bol gürültülü konseri seyredip tekrar kafeteryaya yola çıktım.</p>
<p>- Saat 19:00: Mekandan yine kalabalık bir grup olarak 500 mt. çaprazımızda kalan Anatolia Gösteri Merkezine doğru yola çıktık. Yine hep bir ağızdan İlhan İrem şarkıları söylenmeye başladı. &#8220;Yapmayın etmeyin arkadaşlar. Burası Ankara, eylem yaptığımız sanacak güvenlik kuvvetleri&#8221; esprime kimse aldırmadan şarkılar söylendi. Henüz erken olduğundan gösteri merkezi birkaç kişi dışında boştu. İstanbul konserinde çekilen amatör videoların internette yayınlanmasından olsa gerek bu sefer girişte sıkı bir kontrol yapıldı; başta kameralar olmak üzere dijital fotoğraf makineleri ve her türlü görüntü alan cihazlara el konuldu. Mekan gerçekten göz alıcı büyüklükte bir mekan; kafeteryaları ve barıyla çok amaçlı bir kompleks de denilebilir.</p>
<p>- Saat 20:00: Sevecenler kaynaşması ve doyumsuz sohbetler burada da devam etti. Radikalden Murat Meriçle bir yandan sohbet ettik bir yandan da içeri girecek olan Cem Şeftalicioğlu ve Münir Tireli (munimonde)&#8217;yi beklemeye başladık. İçerisi bir anda kalabalıklaştı. Az öncenin sakinliğinden eser kalmamış, sadece 2 tane olan dar giriş kapısında uzun kuyruklar oluşmaya başlamıştı. Seyirci profilinde dikkatimi çeken bir olgu yaş ortalamasının yüksek olmasıydı. Konser salonuna geçilen kapılar açıldığında konser saatini geçmiştik.</p>
<p>- Saat 21:00 ve konser: Işıklar söndü, arkadaki barkavizyon açıldı ve sisler içinde yine önce orkestra elemanları arkasından da İlhan İrem sahnede göründü. Coşku yine doruklardaydı. Ama bu sefer bir farklılık hissediliyordu İlhan İremde; İstanbul konserindeki heyecanlı İlhan İremin yerini bu sefer coşkulu bir İlhan İrem almıştı. Konsere &#8220;Bir Yıldız&#8221;la başladı &#8220;Aşk Kapıları&#8221; ile bitirdi.</p>
<p>- İlhan İremin sahne hakimiyeti biz seyircilere de yansıdı. Sahne ile seyirciler arasında bir engel de yoktu, birkaç koruma dışında. Bu yüzden herkes rahattı. Dokunmak isteyen dokundu, tokalaştı, el bile öptü.</p>
<p>- Bir bayan hayranı 1987 yılına ait Hey dergisinden bir posterini teslim etti İlhan İreme. (posteri çok iyi bildiğimden detaylar da aklımda; &#8220;..ve ötesi&#8221; albüm kapağı için çekilmiş resimlerden bir tanesiydi ve kapak olan resimdi)</p>
<p>- Hamdi kardeşimiz sahneye bir &#8220;melek&#8221; heykelciği bıraktı; İlhan İrem bu heykelciği aldı, inceledi ve sahnedeki davulun önüne koydu. Sonlara doğru da o heykelciği sahnenin tam önüne getirip kolonlardan bir tanesinin önüne yasladı.</p>
<p>- &#8220;Söyleyemediklerimi bak gözlerimden anla&#8221; dediği anda gözlüklerini alnına doğru kaldırıp çıplak gözle seyircilere baktığında kıyamet kopuyor sandım. İyice coşmuştu seyirciler. Gerçekten görülmeye değer bir andı. Konserin bence en önemli anıydı. Bu hareketini 2-3 kere daha tekrarladı.</p>
<p>- Sahneye ve şarkılara olan hakimiyeti görülmeye değerdi. Tüm şarkıları kendisi bitirtti orkestraya. Çalan gitar sololarına da el hareketleriyle eşlik etmeyi ihmal etmedi. Bu sefer konuşacak çok şeyi vardı seyircisiyle. Şarkı aralarında konuştu. &#8220;Bir bu şarkıya eşlik edemiyorsunuz değil mi&#8221; dedi &#8220;Quando l&#8217;amore&#8221;u söyledikten sonra. Bu şarkı için İstanbulda yaptığı açıklamayı Ankarada yapmadı.</p>
<p>- Murat Ejder orkestranın en iyisiydi. Performansıyla herkesi büyüledi. Davulcu Cem Aksel İstanbulda olduğu gibi bu konserde de &#8220;eh işte&#8221; statüsündeydi. &#8220;Buruk&#8221; parçasına hızlı bir metronomla girdi ki parçayı tanıyamadım ben ilk başta. Gültekin Kaçar da iyiydi gitarda. Her zamanki gibi üstüne düşeni yaptı, ama fazlasını değil. Artun Sürmeli ise etrafını çeviren klavyelere rağmen dişe dokunur bir varlık gösteremedi. Ama haklarını yememek lazım; uzun zamandır el sürülmemiş parçaları kotarmaya çalıştılar. Tebrikler kendilerine.</p>
<p>- İlhan İrem dinmek bilmeyen alkışlar sırasında bir ara durdu, kara gözlüklerinin arkasından seyirciyi uzun süre süzdü ve en önlerde konuşlanmış sevecenlere dönerek &#8220;hepinizi tanıyorum&#8221; dedi.</p>
<p>- Konserin sonlarına doğru kimseler koruma filan dinlemedi, herkesler elini tuttu İlhan İremin. Bir ara bir hayranı elini fazla çekmiş olacak ki, başıyla kibarca uyardı o hayranını.</p>
<p>- İstanbul repertuarına ek olarak &#8220;Alaca tüylü kuş&#8221; ve &#8220;Esinti&#8221; şarkılarını söyledi. Her iki şarkıyı söylerken oluşan atmosfer görülmeye değerdi. &#8220;Alaca tüylü kuş&#8221;un nakarat bölümlerini seyirciye söyletti, sessizce sakince. Muhteşem bir olaydı yaşanan.</p>
<p>- Seyircinin bitmek bilmeyen &#8220;Bezgin&#8221; ısrarları karşısında orkestraya dönerek &#8220;bir bezgin yapalım mı artık&#8221; dediğinde şarkıya girecekler sandım ama söylemedi. O şarkıyı İzmir konserine saklıyor kanısındayım.</p>
<p>- &#8220;Ayrılık Akşamı&#8221; şarkısına başlamadan önce Gültekin Kaçar&#8217;a birşeyler fısıldadı, arkasından da &#8220;çaktırma sakın&#8221; dedi gülümseyerek. En beğenilen şarkılarından olan bu şarkıya kısa bir intro yapmasını istemiş ve &#8216;bu şarkıya başlayacağımızı çaktırmadan çal&#8217; manasında söylediği kanısındayım.</p>
<p>- Birkaç şarkısını sahnenin önündeki kolonların üstüne oturarak, seyirciyle göz göze söyledi. Çok samimiydi.</p>
<p>- Seyirci coşkusu konusunda İstanbul seyircisinin hakkını yememek lazım; bunu sadece ben değil her iki konserde bulunan çoğunluk da söylüyor. Ama Ankara seyircisi de elinden geleni yaptı. Şarkılara eşlik hiç durmadı.</p>
<p>- Özel basım tişörtleriyle İstanbul konserini coşturan sevecenler Ankarada da aynı misyonu üstlenmişlerdi. Yine hep bir ağızdan &#8220;Anlasana&#8221; ile sahneye davet edildi İlhan İrem. Hem Ankara seyircisinin hem de medyanın ilgisi oldular.</p>
<p>- Yıllardır kendisine orkestrasında eşlik edenlere verdiği isim olan &#8220;grup sevecen&#8221; adı, Ankara konserinde &#8220;grup tek yürek&#8221; oldu. Eşlik eden seyirciler ise &#8220;melekler korosu&#8221;.</p>
<p>- Bir bayan seyircinin &#8220;Gece Yolcuğu: Yalnızlık/Yaşlılık Penceresi&#8221; şarkısından sonra alkışların arasından &#8220;Özdemir Asaf&#8217;a da teşekkürler&#8221; diye bağırmasından sonra İlhan İrem durakladı; &#8220;Güzel, çok güzel.&#8221; dedikten sonra durdu ve &#8220;küçücük bir barı vardı&#8221; dedi. Belli ki çok derinlere gitti şairin adını duyunca. Etkilendiği her halinden belliydi.</p>
<p>- O coşku ve alkışlar arasında bir ara susturdu herkesi &#8220;bu söylediklerim şarkı değil biliyorsunuz değil mi&#8221; dedi gülümseyerek ve devam etti &#8220;bu yaşadığımız da konser değil ki zaten&#8221; diye bağladı cümlesini.</p>
<p>- Gelecekteki olası buluşmalara dair ipuçları da verdi.</p>
<p>- Bu konseri de son albümden iki parça ve semazen gösterisiyle kapattı. İstanbulda iki tane olan temsili dünya küresi Ankarada bir tane idi. Güvercinler yine havalanmadı ama görüntü çok güzeldi.</p>
<p>- Saat 23:00: Konser bitmişti bitmesine ama sevecenler yine ayrılmadılar. Bu sefer dönmeyeceğini biliyorduk ama o konserin havasını soluduk hep birlikte. Görevliler sağolsunlar anlayışlı davrandılar ve bizler yarım saat kadar daha koltuklarda oturup sohbet ettik, resimler çekindik. Yılların tonmayster&#8217;i İhsan Apca da sahne üstündeydi konser sonrası.</p>
<p>- Saat 23:45: Hamdi kardeşimiz en az 15 kişilik bir grubu misafir etti ve götürdü evine. Kalanlar ise konser mekanının hemen yanındaki Kafeteryaya kapağı attık. Hem acıkmış hem de susamıştık. &#8220;Kapatmak üzereyiz&#8221; diyen mekan sahibi kalabalığı görünce çok sevindi(!); mekan sahibini ikna etmede Ufuğun rolü oldukça büyük. Sağolsun Ufuk da onca kişiyi burada misafir etti. Cem, Murat (meriç), Alim, Ufuk, Özlem, Rabia hanım ve adını bilmediğim bir grup sevecenle 01:30&#8242;a kadar sürecek sandviçli kahveli güzel bir sohbete koyulduk.</p>
<p>- Saat 01:30: Murat Meriçle ben müsaade isteyip kalktık ama bir çoğumuz da bizim bahanemizle kalktı. Aslında sabaha kadar sürse sohbet değerdi ama konser öncesi koşuşturma, konser anı derken yorulmuş ve uykumuz gelmişti. Bir kısmımız ise uzun yoldan gelmiştik. Bir rüyanın sonuna gelmiştik; ama rüya bitmedi. Ben halen de içinde ve etkisindeyim. Hem rüyanın devam edeceğinin sinyallerini İlhan İrem de verdi.</p>
<p>Sinan DOYAN<br />
<a href="http://www.iirem.com/"/>www.iirem.com / 23 Ekim 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/sinan-doyan-seyrettigimiz-konser-degildi-ki/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksel ki Yerin Bu Değildir Topestotitanik / Milliyet Blog</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/topestotitanik-yuksel-ki-yerin-bu-degildir</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/topestotitanik-yuksel-ki-yerin-bu-degildir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2006 18:32:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2006 14 Ekim Ankara</category><category>Topestotitanik</category><category>Yazilar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhaniremkonserleri.com/yazilar/yuksel-ki-yerin-bu-degildir</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman başlamıştı? Sanırım “Koridor” albümüydü… O zamana kadar benim için, bir iki şarkısının klipini televizyonda gördüğüm, zamanında askere gitmek istemediğini söylemiş, uzun saçlı, güneş gözlüklü ve siyah bir obje idi… Obje diyorum ve kesinlikle haklıyım… Çünkü o an başka bir şey ifade etmiyor benim için İlhan İrem… Her şey o “Koridor” albümüyle başladı… “Sesleriniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman başlamıştı? Sanırım “Koridor” albümüydü… O zamana kadar benim için, bir iki şarkısının klipini televizyonda gördüğüm, zamanında askere gitmek istemediğini söylemiş, uzun saçlı, güneş gözlüklü ve siyah bir obje idi… Obje diyorum ve kesinlikle haklıyım… Çünkü o an başka bir şey ifade etmiyor benim için İlhan İrem…</p>
<p>Her şey o “Koridor” albümüyle başladı… “Sesleriniz cılızlaştı dostlar yankılanmıyor / yollarımız gitgide uzaklaşıyor” diyordu… Ve ilk dinlediğimde anlamıştım hayatımın geri kalanında da demeye devam edecekti… Fon müziklerimden biri…<span id="more-9"></span></p>
<p>Aslında yaşamımızın değişik evreleri midir bir müzikle kurduğumuz bağın derecesini belirleyen… Yani bir dönem hissettiklerimiz mi bizi bir şarkıya şarkıcıya albüme yönlendirir; yoksa birtakım mistik güçler mi karşımıza çıkarır onları ‘bak bu müzik sana iyi gelir’ diyerek… Abartmıyorum… Hayatını müzikle birlikte, adeta senkronize bir biçimde yaşayanlar için çok fazla hissedilegelen bir duygu/sorudur bu…. Değil midir?&#8230;</p>
<p>Herhalde işte yine öyle bir dönemdi… Tam anlamasam da, üstüme tam oturmasa da hissiyatına ortak olmuşum… Yalnızlaşma, anlaşılmama, anlaşılmayı önemsememe gibi ‘görünen’ vurgularına kapılmışım herhalde… Romantik hadiseler….</p>
<p>Sonrası geldi… Sonrası geldiğinde daha başka bir şeylerin varlığını anladım bu seste… Bu ses alelade bir şarkıcının, denenmiş formüllerin, öyküsü bilinenlerin, masalı belirlenmişlerin sesi değildi… Bambaşka bir damardan akıyor, dile geliyor, içe işliyordu…</p>
<p>Ağır ağır, çekingen adımlarla girdiğimde her yeni duyduğum şarkısının içine, her bir şarkının bir evren içinde bambaşka alemler yaratabilme kudretinde olduğunu keşfettim… Yeni bir şey’miş gibi…</p>
<p>On seneyi biraz geçmiş… Koridor… Öncekileri keşif… Yenileri tadış… Ve hep aynı tat işte… Ha yanlış anlaşılmasın, aynı zamanda bir ilerleyiş, devinen bir süreç, her seferinde, her yeni şarkıda bir öteye (nereye?) taşıyan bir acayip ruh durumu…</p>
<p>Ve hep ‘iyi’ müzik yapmış İlhan İrem… Bu size de mucizevi gelmiyor mu… Dünya üzerinde kaç ozan var on yıllar boyunca sürekli dinlenen ve hemen her yaş grubundan dinleyicisi olan… Üstelik ortalıkta müziğinden, bir iki kitabından başka kendisini hatırlatacak bir şey olmamasına rağmen… Şu karmaşada üstelik…</p>
<p>Şimdi bekleyelim 14 Ekim’i… İlhan İrem şehrime geliyor… Şehrimin en güzel zamanında, bu güzellik yetmiyormuş gibi, bir armağan daha… O gün biraz daha heyecanla uyanılacak…</p>
<p>………</p>
<p>Geldi 14 Ekim… Uyanıldı öngörülen o heyecanla… Gözden, kulaktan geçirildi bütün şarkılar yeniden… Röportajlar, ilgili metinler okundu… Zihniyet hazırlandı… Eski alışkanlıkla, insanın basit hareketlerine engel olmayacak ve duyguların kendine akacak bir mecra bulmasına kolaylık sağlayacak derecede alkol alındı…</p>
<p>Konser saatinde salonun kapısından içeri girip sahnenin karşısına oturduğumda ve insanların yüzlerindeki o başkalığı gördüğümde hiçbir şeyin bu konserin sonrasında eskisi gibi olmayacağını anlamıştım..</p>
<p>Müzisyenler yerini aldı… Salon karardı… Sahnedeki büyük ekranda “Işık ve sevgiyle” yazısı belirdi… Işıltılı konfetilerin arasında sahneye çıktığında ise biz, tüm salon çoktan dönüşü olmayan bir yoldaydık…</p>
<p>Sonrası rüya… Şarkılar başlıyor şarkılar bitiyordu… Herkes kendi öyküsünün tekliğinde, kendi sesinin başkalığında katıldı rüyaya… Hepimiz bir sevk-i tabii ile kendi rengini katarak ortak rüyamıza, öte’ye gidiyorduk…</p>
<p>(Bu noktada bu yazıyı okuyanlarla arama girmek zorundayım… Bunu övünülecek bir şey olarak söylemiyorum ama hiçbir zaman İlhan İrem’in o çok sadık, kendilerine bir şarkıdan hareketle “sevecen” diyen kitlesinden olmadım… Benim gördüğüm, toplu deliliğimize katılmayı reddeden; hep farklı bir duyarlılık içerisinde; bir derdi olan devrimci bir ozandı… Müziğinin geçirdiği evrimi hep saygıyla izlediğim bir yeni çağ ozanı… Yoksa ‘olayın’ mistik yönü ile -aslında buna bir eğilimim olduğu halde- pek bağlantı kuramadım… Ya da sahiplenmem o yönde olmadı…)</p>
<p>Yaşımın ve olanaklarımın elverdiği ölçüde çok konserde bulunmuş bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki çok daha fazla insanın bir şarkıyı hep bir ağızdan söylediğine tanık oldum fakat hiçbir konserde bu denli bir yekparelik görmemiştim… Tek tek herhangi bir şarkıdan bahsetmeme olanak yok… Bir bütün halinde başlayan ve hala bitmeyen bir coşku durumu bozukluğuydu yaşadığımız… Kesinlikle ‘normal’ değil…</p>
<p>Geçici tasvirler aslında bunlar… Belki de ilk heyecanın basitleştirilmiş hali… Ama çaresizim… Kafamda şarkılar çalıyor…</p>
<p>Aklımın bir köşesinde hep o gecenin zihnime kaydettiğim görüntüleri ve ondan öte heyecanı kalacak… Yaş aldıkça demlenecek, anlatılacak, unutulmayacak…</p>
<p>Şöyle bitirelim… İlhan İrem kendisi anlatsın….</p>
<p>“yaşadım da yoruldum<br />
bir ağır işçi gibi<br />
Uyudum da uyandım<br />
binlerce kişi gibi<br />
bana düşünmek vardı<br />
payıma onu aldım<br />
işledim de işledim<br />
bir hüner işi gibi<br />
horlandı beğenildi<br />
inandım alınmadım<br />
yolun geleceğini çizdim<br />
geçmişi gibi<br />
zor dönemler olmadı değil<br />
olsundu.. oldu<br />
ne koştum<br />
ne de durdum<br />
kaçak gidişi gibi</p>
<p>bu konuyu burada bırakıyorsam birden</p>
<p>OLMASIN DİYEDİR BİR ŞEYİN BİTİŞİ GİBİ”</p>
<p>Olmadı…</p>
<p>Topestotitanik<br />
<a href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=10322">http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=10322</a><br />
17 Ekim 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/topestotitanik-yuksel-ki-yerin-bu-degildir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masalsı Yolculuk Anları Rabia Yirmibeş / ilhaniask.com</title>
		<link>http://ilhaniremkonserleri.com/rabia-yirmibes-masalsi-yolculuk-anlari</link>
		<comments>http://ilhaniremkonserleri.com/rabia-yirmibes-masalsi-yolculuk-anlari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2006 19:33:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>2006 14 Ekim Ankara</category><category>Rabia Yirmibes</category><category>Yazilar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhaniremkonserleri.com/yazilar/masalsi-yolculuk-anlari</guid>
		<description><![CDATA[‘Akşamüstleri insanlar, yorgun eve dönerken…’ Zaman, sevme zamanıydı ve biz, yağmur bulutlarını, doğduğun şehirden getirdiğimiz güneşle uğurladık ihtiyaçlı topraklara. Otuz üç yıllık özlemle, kendi gözyaşlarımızın denizinde yüzerken, ilahi senfoniler dinlemek istedik. ‘Yalan yanlış aynalarda’ Masalsı hasretlere sürgün olduk. Dinlemeyi, anlamayı, özlemeyi… Her şeyiyle yolda yürümeyi öğrenirken, yalan yanlış aynalara baktık epey zaman. Baştan kara çıkmazlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><strong>‘Akşamüstleri insanlar, yorgun eve dönerken…’</strong></center></p>
<p>Zaman, sevme zamanıydı ve biz, yağmur bulutlarını, doğduğun şehirden getirdiğimiz güneşle uğurladık ihtiyaçlı topraklara. Otuz üç yıllık özlemle, kendi gözyaşlarımızın denizinde yüzerken, ilahi senfoniler dinlemek istedik.</p>
<p>‘Yalan yanlış aynalarda’</p>
<p>Masalsı hasretlere sürgün olduk. Dinlemeyi, anlamayı, özlemeyi… Her şeyiyle yolda yürümeyi öğrenirken, yalan yanlış aynalara baktık epey zaman. Baştan kara çıkmazlarda sürgün gibi… Masalsı hasretlerin koynunda sabahladık yıllar yılı.<span id="more-10"></span></p>
<p><center><strong>‘Giderken bıraktığın asmalar üzüm’</strong></center></p>
<p>oldu.. Ardından.. Kanatlandık Işığınla… Koruğun, helva oluşuna gönüllendik sabırla. ‘Olan olmadı, biten de bitmedi. Gizli bahçelerde, lirik bahar senfonileri..’<br />
Yüreklerimiz güzelleşirken giderek…</p>
<p><center><strong>‘Ayrı ayrı dallarda kuşlar gibi..’</strong></center></p>
<p>uçtuk yıllarca. Göç ettik sıcaklara. Baharlarda rengarenk dallara konarak, sarı çiçeğe sorular sorduk. Her çiçeğin, olgunlaşma sürecinin ve açılış zamanının aynı olmadığını öğrendik, göçlerde..<br />
Sonra zamanların, bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle, bir şeyleri tarttığını fark ettik bir gün. Tartıyor… Tartıyor ve ayırıyordu sanki. Benzer benzeri çeksin için belki de.</p>
<p><center><strong>‘Gemiler döner geriye’</strong></center></p>
<p>diye beklerken, dalından kopan yürekler, yerlerine konmadı çoğu zaman. Derinlerimizde bir sızı hissettiğimiz an –iyi ki koptu-. Kainat örgüsünün, en koyu renk ilmeği olmanın farkındalığıydı, bedel ödüyor gibiydik, iyi ki ödedik. Yükselmek için.. Daha da yükselmek için (başka bir dahamız kalmamacasına) uçuyorduk ardından.<br />
Yükselen güneşi görmeye..<br />
Yanına..<br />
Hissediyorduk bir gün,<br />
Gemilerin döneceğini, geriye…</p>
<p><center><strong>‘Quando l&#8217;amore diventa poesia’</strong></center></p>
<p>Tek anladığım ‘Seni seviyorum’ oldu, farklı bir lisanla söyleneni, uçarak dinlediğimde.</p>
<p><center><strong>‘Yazık oldu yarınlara’</strong></center></p>
<p>kim bilir kaç kez. Ve kim bilir kaç kez söktü şafak; uykusuz gecelerin, ümitsiz rüya sabahlarına.<br />
Olsun du oldu..<br />
Yanmaya soyunan hamlardık. Çokça pişirildik yağmurlu akşamlarda.<br />
Yıllar yıllar sonra… Yine ardı ardına yaşanan yağmurlu akşamlar sonrasındaydık, bu kez hep birlikte, seninle!. Yağmur bulutları, çoktan çekip gitmişlerdi Işığın aşkıyla…<br />
Tüm kainatlar dinliyordu,<br />
Göklerden melekler iniyordu Tanrısal yalnızlıklara…</p>
<p><strong>‘GÖRÜYORUM Kİ<br />
YAZIK OLMAMIŞ YARINLARA!’</strong></p>
<p><center><strong>‘İşte hayat’</strong></center></p>
<p>Yine akıp giderken seninle, sensiz… Zaman siliyordu epeycesini, olması gerektiği gibi yerli/yersiz. Nasıl büyük bir ustaydı ki zaman.. Akkora çehreliyordu odunları yakarak/yakmadan.<br />
Zamansızlıktan, yüreklerimize sızan bir Işık,<br />
Sevgiyle öğretiyordu bize, gözleri<br />
Pencereleri,<br />
Köprüleri,<br />
Ve ötesini.<br />
..<br />
Yemyeşil bir sızı kaplasa da içimizi,<br />
Yemyeşil bir denizdi, sevgilinin gözleri ki hala da öyledir.<br />
O limandan da demir aldık.<br />
Olmuş ve olacak bütün bakışların boşluğunu, ıssız bir adada bırakarak…<br />
Deryaya çevirdik yönümüzü,<br />
Mavi yeşil kucaklaşmaların derinliklerindeki, buluşmalara sevdalanarak.</p>
<p><center><strong>‘Anlasana!!’</strong></center></p>
<p>da anlatılan gizemle çekildi,<br />
Önce ruhumuz,<br />
Ardından yüreğimiz,<br />
Sonra beynimiz<br />
Sonsuza doğru…İlk…</p>
<p>Yıllar geçse de üstünden, hep hatırladığımız, yağmurlu bir akşam/akşamlar vardı.<br />
Defalarca yaşadık sevgiyi ve aşık olduk defalarca.Gerçek aşk yollarında..<br />
Nice geceler, gözyaşlarımızı bağrına bastı, başımızı koyduğumuz yastıklar.<br />
‘-Ah evladım.. Yaşadığın şu kul aşkını, Allah aşkına bir çevirebilsen!..’ diyen, rahmetli babamı; o zamanlar hiç de anlayamadığım ayrılık akşamlarında, hep söyleyene inanıp epeyce gözyaşları döktüm. Söyletenin farkına varana kadar.</p>
<p>Ne olduğunu anlamaya çalışırken, yürüdüğümüz yolu yeni yeni kavramaya başladık. O zamanlar adını koyamadığımız, ama çok derinlerden hissedişlerle bizi sarıp sarmalayan bir rüzgarın ardındaydık artık.<br />
Anlayana kadar sürecek savrulmalar,<br />
Dinginlikler,<br />
İç çekişler<br />
Hesaplaşmalar,<br />
Yüzleşmeler…<br />
Pasımız silinene kadar, birbirimize sürtünmeler.<br />
Paslı çiviler misali, parlayana kadar…<br />
Yol boyunca, binlerce kez geçerek aynı noktalardan.. Yükselerek..<br />
Anlayana kadar,<br />
Başa aldık müziği tekrar, tekrar, tekrar, tekrar<br />
Anlayana kadar..<br />
Her defasında farklı, giderek genişleyen algılarla, yükselmeyi.. Hayatı öğrendik.</p>
<p><center><strong>‘Yıllardan sonra, bu akşam ilk defa..’</strong></center></p>
<p>anılar içinde baş başa.. Yeniden baktık, yıllanmış mektuplara. Sararmış resimlerdeki donuk anlara.<br />
Her biri, sellerce gözyaşı döktüren sevdalarla yüzleştik. Ardımızda kalanları yakıp yıkmak, anılarla beraber yok olmak istedik.<br />
Savrulduk yıllarca.. yıllarla..<br />
Hasat sonu harmanlarında,<br />
Oradan buraya,<br />
Oradan oraya,<br />
Buradan oraya..<br />
Epey yol aldıktan sonra, şimdi.. Varılan noktadan baktığımızda<br />
Ne kadar da gerekliymiş o yangın.. yangınlar..<br />
Diye şükrettik,<br />
Gözyaşlarıyla yıkanan iç çekişlerinde.</p>
<p>Ben,<br />
Ben değilim,<br />
Ben dediğim, sensin hep..</p>
<p><center><strong>‘Sen bilirsin’</strong></center></p>
<p>Dedik, dinledikçe,<br />
Yaşadık, okuduk, yaşadık.<br />
Öğrenmeye, anlamaya çalıştık.<br />
Çokça törpülendik yolda, parlamaya/ışığa aşıktık.<br />
Aradaki fiziksel mesafeleri hiçlercesine, yaklaşmaya çabaladık ardından.. Ulaştıklarına…<br />
Yaşattığın/yaşadığımız, bambaşka boyutsal buluşmalar sonrasında; gözyaşlarımız döküldü yürekteki hasret korlarına, rüya sonralarında.<br />
Hasrete gönüllenip, yollarına güller sere sere biriktirilen özlemin vardığı doruğu,<br />
Seni sana, seninle anlatmak için,<br />
Derin bir iç çekişle, diz çöktük hasrete.<br />
Büküp boynumuzu..<br />
‘Yine de sen bilirsin’ dedik ömürlerce.<br />
…</p>
<p><center><strong>‘Sevecen’</strong></center></p>
<p>Birdi,<br />
Bin olduk.<br />
Senden ayrı,<br />
Sende<br />
Seninle<br />
Sevgiyi işleye işleye,<br />
İlerliyoruz BİR’e..<br />
… Sevdik, sevildik. Sevdiğimizi düşündük, sevildiğimizi sanarak. Kaç kez geçtik sevda köprülerinden, geri dönüşlerde ümitli..<br />
Yaşam, yaşadıklarımızdan kendimize kattıklarımızla devam ediyordu ötelere.</p>
<p>Sevmek, ilkin insanı…<br />
Ana gibi, baba gibi, kardeş gibi, arkadaş gibi, yar gibi<br />
Dostça sevmek.<br />
Sevmek, tüm canlıları,<br />
Çünkü hepsi/hepimiz, aynı bütünün parçaları…</p>
<p><center><strong>‘Şartlı refleks’</strong></center></p>
<p>Yaşamı sorgularken öğrendik, yolda yürümeyi.<br />
Şartlı refleksle sayılı soluğunu tüketerek, yaşadığını zannederken birileri,<br />
Senden öğrendik yolda yürümeyi.<br />
Seni sevdiğimizi bildiğini,<br />
Ve<br />
Bizi çok sevdiğini bilerek..</p>
<p><center><strong>‘Gece yolculuğu’</strong></center></p>
<p>kuytularında, kara deliklerden geçerken<br />
- UYAN!<br />
Çığlıklarıyla giderek biraz daha uyandığımız derin uykular…<br />
İşte tam o zamansız anda, sonsuz bir yol üzre olduğumuzu fısıldadı kainatlar, yüreğimize…<br />
Görmeyen gözlere,<br />
Görünür olduğunda giz.<br />
Bilmeye başladık; gecelerin, hangi düşüncelerle hangimiz/hangilerimiz için ağladığını.<br />
Kara kara, kara kara…<br />
Aralanan gönül gözlerimize sızan ışığın, daha da farkındalığıyla.. Sarıldık, darıldıklarımıza.<br />
Sırt çevirdiklerimize,<br />
Geceler,<br />
Ağlamasın diye..</p>
<p>Aramızdan geçtiğini, çoğu zaman fark edemediğimiz bir Işıkla, aydınlanabildiğimizde; Aralarından geçtik, biz de.<br />
Bir çift yürek aradık, sevgiyle sarmaş dolaş ellerde.<br />
Yorgun düşülen anlardı,<br />
Hiç de kolay olmadı.<br />
…<br />
Yalnız uçuşlarda karşılaştık.<br />
Şükürler olsun ki,<br />
Aynalar, deniz fenerleri ve pusulalar vardı.</p>
<p>Bir yürek,<br />
Binlerce yüreği birleştirerek,<br />
Çekip götürürken ötelere,<br />
BİR’e…</p>
<p><center><strong>‘Şalamar’</strong></center></p>
<p>Ne yana kanatlansan,<br />
O yana uçuyoruz<br />
Sorgusuz…<br />
Tersine firarlarda,</p>
<p>eteklerimiz geçmiyor başımıza.<br />
Her adım,<br />
Gerçeğe biraz daha yaklaştırırken gün ve gece,<br />
Pencerelerimizdeki resimleri söküyoruz,<br />
Cüceleri görünce..<br />
İsteğimiz,<br />
Yükselmek.. Yükselmek.. Yükselmek..<br />
Kuyularda yüzümüzü görene dek..</p>
<p>Dokundun!<br />
Fırladık yataklardan!!<br />
BASÜBADEL MEVT!</p>
<p><center><strong>‘Hoş geldin’</strong></center></p>
<p>Bundan yarım asır önce,<br />
Işık<br />
Sevgiyle bedenlenince,<br />
Asırlık beton, çayır çimen şimdi!<br />
Hoş geldin Işığım,<br />
Hoş geldin!</p>
<p>Güldün,<br />
Güller açıldı evrende.<br />
Ağladın,<br />
Yüreğimin derinlerine döküldü inciler.</p>
<p>“KİMBİLİR? BELKİ DE ŞU KARA GÖZLÜKLERİ, GÖZYAŞLARIM GÖRÜNMESİN DİYE TAKMIŞIMDIR”</p>
<p>dediğinde..</p>
<p><center><strong>‘Daima’</strong></center></p>
<p>Sonsuzluktan alıyoruz yanıtını, sevginin alışkanlık olup olmadığının.<br />
Ezelden ebede yolculuklarda,<br />
Başlamayanın<br />
Sonunun da olmadığının.</p>
<p>O,<br />
Hep orada,<br />
O anda.<br />
Algı sınırlarını aştığımızda,<br />
Gül kokulu çeyiz sandığının başında.</p>
<p><center><strong>‘Buruk’</strong></center></p>
<p>Siyah beyaz akıp geçse de gençlik, o günlerin hazzını bilemeden.<br />
Yükseldikçe,<br />
Baharat tadına varıyor<br />
Kapı altlarından sızan<br />
Gitar kokusu.<br />
Meryemana buhuru..</p>
<p>Bedenen yanında olmayanın varlığını<br />
Ruhen, her daim hissediş sonralarında,<br />
Keyifleniyor yolculuk<br />
Giderek..<br />
Nice doğum günleri yaşanıyor,<br />
Birleşip ayrılan yol farkındalıklarında..</p>
<p><center><strong>‘Ali, Veli, Maria’</strong></center></p>
<p>Dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin insanları,<br />
Oluruyla olmazıyla tüm yaşamı sarmalamayı,<br />
Doğayla ve tüm canlılarla bütün oluşu hatırlamayı,<br />
Düşündürdün,<br />
Hece hece<br />
Gece..</p>
<p>Ardından yürüdük, yayan yapıldak.<br />
Dikenlerde, korkusuzca koşmayı öğrenirken,<br />
Dervişliğe soyunma arifelerinde…</p>
<p><center><strong>‘Konuşamıyorum’</strong></center></p>
<p>Sazlıklardan havalanan,<br />
sevgilinin sesi… ürkek, şaşkın, kararsız.<br />
Lal oldu diller<br />
Işıksız.<br />
Yol sensiz,<br />
Karanlık!<br />
Sessiz..<br />
Çıkış zor, çok zor.<br />
Kaybolmak bataklıkta,<br />
Deryaya kavuşmadan damla.<br />
Kelebeğin kanatlarındaki renklere aşktan,<br />
Yansıyor yalnızlık!!<br />
Gökkuşağının sekizinci halesi,<br />
Bu rengi henüz,<br />
Hiç kimse görmedi!</p>
<p><center><strong>‘Boşver arkadaş’</strong></center></p>
<p>Ümit yaşatıyor hep, mutlulukla kovalamaca oynadığımızda.<br />
Dışbükey aynalarda eğilip bükülürken birileri, yaşam sandığı aymazlıklarla..<br />
Gerçek aşka revan olduk, bitmeyen gecelerin dağ şafaklarında.<br />
Çırpınırken düşünce girdaplarında,<br />
İnci taneleri yuvarladık, gönül kuyularına.<br />
Arınmak için,<br />
Yıkandık gözyaşlarıyla.</p>
<p>Gece uçurumlarındaki ışıklardan,<br />
Kanatlandık sonsuza..<br />
Aşka!<br />
Ağlaya ağlaya..</p>
<p><center><strong>‘Yılan Isırığı’</strong></center></p>
<p>Bir yandan zaman içre yaşarken, öte yandan zamansızlıkta yollara düşmek.<br />
Gülistanla,<br />
Sonrası…<br />
Kırbaçların yakan acısı,<br />
Ne gam!</p>
<p>Akan kandan,<br />
Gül, renk alıyor.<br />
Yanıp kavrulan ayaklara, çilesiz aşığa gülerek Yunus<br />
Serin sular serpiyor.<br />
Cennete çevirip yüzünü, yürüyor derviş<br />
Seyyah-ı avare misal,<br />
Perde açılana kadar.</p>
<p>Işığa cezboluyor,<br />
Yaklaştıkça yanıyor,<br />
Yandıkça yürüyor, yürüyor, yürüyor.</p>
<p>Güller açıyor inanılmaz renklerle,<br />
Goncalar..<br />
Ki o goncalar<br />
Sayılardan azade.</p>
<p>İnsanlar uyuyor<br />
Derviş yürüyor.<br />
Yüreği almış işareti<br />
Yıllar yıllar öncesi..</p>
<p>Yürüyor, yürüyor, yürüyor<br />
Yürüdükçe yanıyor,<br />
Yandıkça yükseliyor,<br />
Yükseldikçe yürüyor.</p>
<p>Yürüyor derviş, ardından..<br />
Hak aşığı,<br />
Giyinmiş kuşanmış ışığı,<br />
Çoktan açmış sonsuza,<br />
Ardında titrediği kapıları…</p>
<p><strong>HAK AŞIĞI MİRAÇTA!</strong><br />
..</p>
<p>Çöküyor derviş,<br />
Dayanamıyor.</p>
<p>Uzatıyor ellerini semaya,<br />
Dilinde bir dua:</p>
<p>ALLAHIM AÇ KAPILARINI,<br />
ALLAHIM AŞK KAPILARINI…</p>
<p>Rabia Yirmibeş<br />
<a href="http://www.ilhaniask.com/iYaziDetay.aspx?ID=121">http://www.ilhaniask.com/iYaziDetay.aspx?ID=121</a> / 11 Ekim 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilhaniremkonserleri.com/rabia-yirmibes-masalsi-yolculuk-anlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
