• Ana Sayfa
  • İlhan İrem
  • İçerik
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Forum
  • Fotoğraflar
  • Hatıra Defteri
  • Masalsı Konser
    Yalnızlık Okulu / yalnizlikokulu.blogspot.com

    Hani Orhan Veli’nin o müthiş mısraları vardır ya ‘kelimeler kifayetsiz kalıyor’ O söz dolanıyor kelimelerime. Hani anlatılmaz yaşanır anlar vardır ya iste o gece öyle bir geceydi. Ben ve benimle birlikte tüm açık hava doyamadı onu dinlemeye, onunla söylemeye. O belki iki saat boyunca sadece sessiz dursaydı orda öylece eminim gene doyamazdık ona izlemeye. Kadife sesinden zerre kadar bir eksilme yoktu hatta yılların buğusu ile daha bir kadifelesmiş daha bir yeşermiş.

    Konserde benim için en güzel an eskilerden dediği sırada açık havadaki sessizlikten yararlanıp gırtlağımı yırtarcasına “Yazık Oldu Yarınlara” diye bağırdıktan sonra tamam deyip yazık olduya girmesi ve uzun uzun A blok’un önünde yani tam karşımda (bana göre gözlerimin içine bakarak) söylemesi oldu.
    Ağlamak hiç bu kadar tatlı olmamıştı herhalde….
    Hala masalın içindeyim…

    Uzun zamandır bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum bir gün içerisinde. Çünkü İstanbul bardaktan boşalırcasına bir yağmurun koynunda geçirirken günü, hayatımın anlamı da hasta olup yatak döşek yatınca tam karaları bağlamıştım…Sağolsun hayatımın anlamı biraz kendine bakıp benim için hasta hasta yağmurun altında gelmeyi kabul edince biraz duruldum. Ama heyacanım ve sorularım beynimi o kadar kurcalıyordu ki. Acaba sahneye çıkacak mı, acaba 18 yıla başka yıllar eklenecek mi, acaba yağmur yağmaya devam edecek mi, acaba konser iptal olur mu derken. İftar sonrası hayatımın anlamını aldığım, tuttuğum gibi Taksime, Taksim’den de yürüyerek açık havaya ulaştığımda sorularım biraz duruldu… Çünkü aynı benim gibi bizim gibi çarpan 4000 üzerinde yürek bekliyordu İlhan İrem’i… Kaç sanatçı konsere çıkmadan önce seyirciler tarafından şarkıları hep bir ağızdan söylenerek çağrılır… Genci yaşlısı eşi dostu akrabası sanki bir maniniz yoksa annemler size gelecek şeklinde tüm güzel insanlar ordaydı… O uzun yıllar kendi gök kubbesinden bize gizli gizli gönderdiği işaretleri takip eden hiç bırakmayan bir kitlesi İrem Bağı sevecenleri vardı ama onu ilk yıllarında tanıyan orta yaşlı güler yüzlü amcaları teyzeleri nineleri görmek onlarla ezbere söylemek şarkıları…

    İrem de dedi konserde; çok isteyince her şey olur çok istedik o akşam İlhan İrem ve açıkhavayı dolduran tüm sevecenler diledik istedik yağmuru bile durdurduk… Çünkü gökyüzünün de hakkıydı onu sahnede izlemek… Bulutlar o akşam açık havanın hep yanından geçtiler yağmurlu bir İstanbul akşamında kaç yıldız sayabilirsiniz ki… O akşam çok vardı çok…

    Siyah elbisesi siyah gözlükleri ile çıktı sahneye… Bir Yıldız şarkısı ile başladı konsere “ışıltılar içinde tutsaklığı yaşarlar, sanatçılara benzer göklerdeki yıldızlar” çok titredi ilk iki şarkıda sesi… İlk şarkı bittiğinde sadece ’sizi o kadar özledim ki, çok’ bu sözler dökülebildi dilinden…

    Sonra arka arkaya geldi şarkılar sonra yukarda söylediğim Yazık Oldu Yarınlara’yı söyledi. Şarkı bittiğinde gene sesi titreyerek ‘belki de gözlüklerimi gözyaşlarımı görmesinler diye hiç çıkarmıyorum’ dedi… O ağlarken biz çoktan salmıştık göz yaşlarımızı…

    Sonrası zaten bir iplik söküğü gibi geldi o söyledi biz kendimizden geçtik… Bir sanatçı düşünün ki o gün orda kim varsa şarkılarını ezbere okusun onunla birlikte. Açık havada çok konser izledim çok festivale çok konserlere gittim ama hiç bir konserde böyle bir seyirci görmedim… Hatta bir an İlhan İrem durdu ve dedi ki grup elemanlarına, ben size vokaliste gerek yok dediğimde inanmamıştınız bakın görün deyip 4000 üzeri vokalistini gösterdi…

    Erken kaçmaya çalıştı yorulmuştu tabi bu kaçması öyle gerçek anlamda değildi sadece küçük bir sahne oyunuydu… Hemen geri döndüğünde bizim de fark ettiğimiz bizim de bildiğimiz bir gerçeği söyledi “bu kadar zamana ancak bu kadar parça sığdı, okuyamadığımız 150-200 parçamız daha var” dedi… Ve tüm açık hava gökyüzüne haykırdık sazlıklardan havalanan bir ördek gibi… konuşamıyorduk ama haykırıyorduk…

    Sonra yeter dedi ve bir daha gitti… Ama geri geldiğinde yalnız değildi iki semazen ondan önce çıktı sahneye ve arkada bir dünya şeklinde yapılmış kafes içinde beyaz güvercinler. Ama o akşamın tek aksayan yanı güvercinler uçmadı kafesi açıldıklarında çünkü onlar da hakları olduklarını düşündüler üstadı dinlemek…

    Ve üstad son şarkıda haykırdı “Allahım aç kapılarını/ Allahım aşk kapılarını…” ve son sözü “bundan sonra çok görüşeceğiz herşey şimdi başlıyor” oldu dedi gitti…

    O gitti ama açık hava onu her şarkısının sonunda yaptığı gibi ayakta alkışladı… 15 dakika bir umut bekledi gelir diye kimse gitmek istemedi… Çünkü doymamıştık doyamamıştık… Ama İlhan İrem’de biliyordu ki bir daha geri gelseydi bitiremezdi 3 saat 5 saat değil ordaki herkes İlhan İrem dahil sabaha kadar hep bir ağızdan söylenirdi şarkıları…

    Ben o akşam içmeden sarhoşluğu yaşadım bir mevlevi dervişi gibi Hayyamın şiirleri gibi…

    Belki anlatmam gereken daha çok şey olabilir ama ben bu kadarını yazabildim…

    (http://yalnizlikokulu.blogspot.com) / Ekim 2006

    Tamamı büyük harfle olan yazının harfleri küçültülmüş ve bazı imla hataları düzeltilmiştir.


    İlhan İrem Duyuru Listesi

    İsim:
    E-posta:

    -